Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

iyi kokorecin sırları

 İyi bir kokorecin sırrı nedir bilmiyorum ama kokoreççilerin de bildiğinden çok emin değilim. Bir gün yiyorsun güzel, ertesi hafta aynı yere işler de sıkışık tabii. İyi bir usta bulmak zor. Sürekli bir şeylere bir kulp bulmak bir şeyleri beğenmemek tabii malzemeler de çok pahalı. Hayır yani, o suç hiçbir zaman ustanın kendisinde olmaz da, o gün hasbelkader yolu oraya düşen sivrisinekler bile artık bir acayip saldırmaya başladı. Ben en iyisi uykum da var zaten, evet.  

oyunu kazanmanın kuralı

 Oyunun sevgili dostum, inanılmaz derecede basit ama bir o kadar da zor bir kuralı var. Ve şundan emin ol sevgili dostum, bu kuralı özümseyen kazanır. Uzun vadeli strateji kurmak. Yani, biraz daha az gösterişli bir dille telaffuz edecek olursak: sabırlı bir plan .   Biliyorum, aniden büyük paralara kavuşan insanları çevrende hep duyuyorsun, hatta bazılarını şahsen tanıyorsun; ve onlara baktıkça uzun vadeli sabra dayalı bir planın başarılı olması sana saçma geliyor. Halbuki, dikkatle bakacak olursan hızla gelen o servetin hiçbir dayanağı olmadığını, her an yıkılabileceğini, bu yüzden de bu umulmadık sahte güce kavuşan insanların ellerindeki kaybetmemek için kendilerine bu lütfu bahşedenlerin emrine amade olduğunu göreceksin. Sanki paranın amacı buymuş gibi.  Sakin ve güvenilir adımlarla kazanılmış paranın gücü, temelsizce bahşedilmiş ani servetin gücünden çok daha fazladır. Çünkü biri her an elinden kayıp gidebilir ama diğeri sağlam bir kaledir. Hayat bu tabii, en sağ...

çorap tekleri hareketi

 Halbuki evin içini pembeye, mora, ne bileyim eflatuna falan; hatta aynı odanın bir duvarını başka diğer duvarını başka renge boyatmak bile moda oldu zamanında. Ne bileyim, pek takip ettiğim bir konu olmadığı için belki hâlâ takipçisi olan bir moda bile olabilir bu ev içi renklilik.  Ama sene olmuş 2021, çorapların birini başka birini başka giymek hâlâ garipseniyor. Ne var yahu ikisi farklı desende, renkte olsa? Bunlar sık sık kayboluyor işte; ve bütün çoraplarınızı hep aynı renkte ve aynı desende almıyorsanız, çekmeceniz bir gün diğer tekini bulma ümidiyle orada tutulan çorap tekleriyle dolup taşarken tuhafiyeciye gidip yeni çorap almak zorumda bulabilirsiniz kendinizi.  Tabii artık marketlerde falan da satılıyor çoraplar. Kapitalizm size çorabınızı nereden alacağınıza dair bir sürü seçenek sunuyor. Sadece, o çorapları farklı farklı giyme seçeneği sunmuyor bir türlü. 

tam tersi olsa

 Çünkü çoğu kişinin gözden kaçırdığı nokta yanlış bir şeyin tam tersinin de çoğu kez eşit derecede yanlış olmasıdır.  Çünkü malın mülkün köpeği olmak, bütün hayatını buna göre dizayn etmek, mesela ne bileyim bir ürünü 10 kuruş ucuza alacağım diye market market gezmeye kalkmak ne kadar abesse, bu hayatta para diye bir şey yokmuş gibi davranmaya çalışmak da eşit derecede yanlıştır.  Ne de olsa, para gayet mühim bir şeydir. Bilhassa olmadığı zamanlar. Sadece gerçekten kendi başına durmak zorunda kalmamış olanlar, ya da gerçekten iyice aşıp da kendini çemberin dışına tamamen atanlar paranın ikinci planda olduğunu, önemli olanın insanın sevdiği işi yapması olduğunu falan söyler. Herkes bu süper felsefeyi uygulasa bakkala gidip su bile alamayacağını bir kenara bıraktım, mesela GSS prim borcu yüzünden devlet hastanesi sana parasız bakmayı reddettiğinde ne diyeceksin? "Sistemin kölesi olma. Para önemsizdir." mi?  Demekte serbestsin tabii de, dinleyen olmaz ben sana diyeyim....

İŞİNİ SEVİYOR MUSUN

 Genç kız kahvesinden bir yudum içtikten sonra kendisiyle ciddi düşündüğünü yakın zamanda açıklamasını beklediği delikanlıya samimi bir merakla sordu. İşini seviyor musun peki? Delikanlı bu sefer hazırlıklıydı. Ciddi düşündüğünü açıklamaya niyetlendiği bir önceki kız da kendisine aynı soruyu sorduğunda bir şeyler eveleyip gevelemişti ama verdiği cevap kızı pek tatmin etmemiş olacak ki görüşmeleri ciddi düşünme evresine ulaşamadan kesilmişti.  Delikanlı da hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da babasına danışmış, onun fikrini almıştı. O yüzden, bu sorunun cevabını biliyordu. Aslında rahat bir koltuk olsa da, kendisinden önce Allah bilir kimlerin kimlerin oturduğunu bilemediği için pek de rahat edemediği koltukta hafifçe doğruldu, önündeki pahalı kahveden bir yudum aldı. Bu tadı sevmişti; hatta bir daha içmek isterdi ama kahvenin adını öğrenememişti. Kız sipariş verdikten sonra "Bana da aynısından." demişti sadece. Delikanlı kendinden emin bir şekilde gülümsedi ve babasında...

SIRALAMA

 Çünkü her şeyi bir sıraya koyup da o sırayı takip etmezsen sevgili dostum, sonunda bir bakmışsın hiçbir iş yapılmıyor. O yüzden çöpler yarın atılacaksa yarın atılacak demektir. Bugün sırada kimsenin okumadığı bir bloga saçma sapan şeyler yazmak var. Çünkü dolar inse de kalksa da o işlerden para kazanan birileri var. Allah'ın köyünde traktör yavaş gidiyor diye kornaya basan şımarık tatilci de var. O yüzden o çöpler illa ki atılacak ama bugün değil, sevgili dostum.

UYKUSUZ

 Dedikleri gibi para harcamayı seven biri olsaydım sırf eskiden aldığım hazzın hatrına almaya devam ederdim herhalde Uykusuz dergisini. Halbuki onlar uykusuzsa al ben de en az onlar kadar uykusuzum ve işte bu yüzden bir domates suyu bazen basit bir domates suyu değilse sayın devletimize o kadar vergi veriyorum. Öyleyse Hayko Cepkin'den gelsin: Yok yani, vakumlu laptop soğutucu alıyorsam sebebi en az Uykusuz dergisi çalışanları kadar uykusuz olmam değil de ne kadar garip ama değil mi; kapitalizmin bizi getirdiği noktada ilk önce kapitalizme direnmeye çalışanlardan vazgeçiyoruz. Gazete almaya da çok önceden son vermiştim ben zaten. Ne de olsa  gazete devri çoktan geçti. Fondaş dediğimiz arkadaşlar çoktan yeni platformlara adapte olurken insan bir zamanlar kaliteli olduğunu bildiği dergiye üzülmek istiyor ama bilmiyorum ki hâlâ varlar mı?