Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

yeni yıl kararları almama daha bir koca ay var

Hani olur ya bazen, aziz dostum, kallavi bir işi bitirmenin rahatlığını yaşamak istersin ama ayaklarını uzatacak zamanın yoktur aslında, çünkü bazı insanlar çevrelerindeki herkesle kavga ediyorsa eğer sorun herkeste birden olamaz. Yoğun bir iştir, yorar sizi, ama hak geçmesin tabii, sıradaki iş de sizi fena yoracaktır. Bir de böyle uzun uzun yazmak istersin de sonra canın sıkılır vazgeçersin, ama zaten yeni yıl kararları almama da bir koca ay var, paniğe gerek yok yani.

kurumuş mandalina kabuğu

⟳ Sevgili Jack ve Fasulye Sırığı masalındaki Dev,  temsili tepegöz resmi Kahvemi koydum, işime kaldığım yerden devam ediyorum. Bu arada nihayet büyük resmi gördüm ve artık kahvemi daha küçük kupalarda içecektim ama arabanın çıkardığı son masrafların dış güçlerin bir oyunu olduğundan eminim. Almanya beni kıskanıyor. Arabam Japon. Ya da Kore de olabilir, hepsi birbirine benziyor zaten. İşlerim de çok, uykum da çok, ama ben bir Jack değilim. Hem tavuğunu çalıp hem de seni öldürecek, hem de sonra bunu folklorümün bir parçası yapacak değilim. Gerçi aklımda yanlış kalmadıysa Tepegöz'ün babası da su kenarında serinleyen meleklere halleniyordu ama yaşları 12'den büyükse onda bir sorun yok diye biliyorum.   

ingilterenin ecdadını yanlış tanıtıyorlar

Fa Fi Fo, Şu ünlü Jack ve Fasulye Sırığı masalındaki İngiliz çocuk Jack ne pis bir insanmış meğerse. Bildiğin hırsız. Ben küçükken de mi böyleydi bu yoksa sonradan mı değişti? Sen hem elalemin evine gir, hem masalın bazı versiyonlarına göre evin hanımı dev seni kocasından saklasın, hem sonra kalk evdeki her şeyi çal, yetmesin, git bir de devi öldür. S on ra da bunu masal diye nesilden nesle anlat. Ben İngilizlerin yerinde olsam, "Bizim ecdadımız böyle değil." diyerek bu masalı yasaklardım. Yiğit Özgür'ün ünlü Lopezlerin Cenifıır karikatürü.

yapılacak işler listesi

Aziz dostum Klark Cable, Geçen gün görüşme yaptığım kahvecinin müşteri temsilcisinin önerisi doğrultusunda, kullandığım kahve kupasının ebadını küçük tutarak içtiğim kahvenin ömrünü uzattığımı itiraf etmek durumundayım. Amma velakin, içtiğim kahvenin ömrünü uzatmak, bitirmem gereken işler listesini kısaltmıyor maalesef. Şunu da hemen belirtmeliyim ki, modern bilimin dayayıp durduğu oynar başlıklı çok jiletli tıraş bıçaklarındansa sabit başlı ve tek jiletli tıraş bıçaklarını her zaman daha kullanışlı bulmuş biri olarak, modern bilimin bir insan ömrü süresince birkaç kere temelden revizyona uğrayan gerçekleriyle karşılaştırıldığında, binlerce yıldır denenmiş ve işe yaradığı tescil edilmiş birtakım alternatif tıp yöntemlerinin tamamen göz ardı edilmesine karşıyım. Ve evet, buna sülük tedavisi de dahil. Oysa ben modern bilimin, kullandığım tıraş bıçağının kaç başlı olduğuyla ilgilenmesi yerine, lavaboya saçılan sakalları kolay bir şekilde temizleme metotları üzerinde yoğunlaşmasını terci...

kalın kabuklu limon efsanesi

Değerli dostum Kızılmaske, Tavsiyene uyup, bahsettiğin o doğal antibiyotik karışımını yapmak üzere  kalın kabuklu limon aramak için dışarı çıktım. Söylediğin gibi, temiz ve soğuk hava beni biraz kendime getirdi. Tabii temiz havayı lafın gelişi söyledim. Burada, sizin orası gibi bol ağaçlı, çiçekli böcekli bir ortam yok. Bildiğin bol egzoz ve kömür karışımı mahalle içi havası var. Hatta yeşillik popülasyonu açısından bizim evin dışarıdan daha iyi olduğunu bile söyleyebilirim. Yine de biraz yürümek iyi geldi. Evdeki çiçek popülasyonundan bir kesit  Ama bahsettiğin kalın kabuklu limonu bulamadım. Hepsi ince kabukluydu. O yüzden almadım. Bizim buralar butik marketten geçilmiyor, olsaydı kesin bulurdum. Kalın kabuklu limonun bir şehir efsanesi olabileceğinden korkuyorum. Zaten sevgili dostum, ben bu doğal antibiyotik meselesini anlamış değilim. Gün geçmiyor ki sosyal medyada bir doğal antibiyotik tarifi verilmesin. İyi güzel de, bu antibiyotik dediğimiz şey zırt pırt içi...

şimendifer

Aziz dostum, Bugünkü yazıma, saçını şampuanlamayı bırakıp düzenli zeytinyağlı sabunla yıkadığın takdirde kelleşmeyi önleyebileceğin, hatta tersine çevirebileceğin gibi iddialı bir teoriyle başlamak istiyorum; çünkü kızgınlığım eski şiddetini yitirse de hâlâ devam ediyor ama sebebi kıvamı az gelmiş sabah kahvesi değil. Tabii düzenli olarak banyo yapma alışkanlığının edinilmiş olması şart. Bak çünkü aziz dostum, o belediye arabasının neredeyse her sabah bu sokaklardan geçerken "Lütfen çöplerinizi akşam yediden sonra çıkartın." diye başlayan anonsunu illa ki en az bir kere duymuş olmasına rağmen günün herhangi bir saatinde dışarıya çöp bırakabilen değerli semt sakinleri örneğinde gördüğümüz üzere, bazı şeylerin bizim genlerimize işlediğini kabul etmem gerekiyor. Hayır aziz dostum, lütfen ısrarcı olma, misafirlikteyken tıkanan tuvalet maceramın ayrıntılarını açıklayamam; ama şu kadarını söyleyeyim, o çöp kamyonu gittikten beş dakika sokağa çöp çıkaranı gördü bu gözler. Öyle...

organze işler

⁘  Mesela aklıma yıllar öncesinden kalma bir anım geldi. O sırada çalıştığım şirkette sabahlayıp işi bitirmiş, yazıcıdan çıktısını alıp müdürün masasına bırakmış, sonra eve gidip yatmıştım ki telefonum çaldı. Yaptığım işte bir sorun varmış. Allah'tan ev yakındaydı da o günün şartlarında yine nereden aksan bir saate yakın sürede bir koşu gidip bakmıştım. Şirkete vardığımda, Allah'ım, sorun dedikleri şeyin  "Ben yazıcıdan kaynaklanan bir hatayım!"  diye bas bas bağıran bir mesele olduğunu görmeyeyim mi? Her sayfanın son satırı eksik basılmıştı. "Beni bunun için mi çağırdınız?" diye çıkışmıştım, dublaj çevirisinden dublaj alan yönetmene. Yazıcı hatası olduğu çok belliydi işte. Bir daha basarsın olur biter. Olmadı, toneri falan değiştirirsin. Sonra da müdüre gidip böyle saçma sapan şeylerin basit gibi görünmesine rağmen korkunç bir zaman ve para kaybı olduğunu söylemiştim de beni pek ciddiye alırmış gibi bir tepki vermemişti. Yıllarca hep birlikte çalışmaya ...

ayın en sevilen günü

O da bir şey mi, evde yumurta bitmiş azizim. Oysa saydım, uyuduğum saatler bir elin parmaklarını geçmemiş. Yapılacak işlerden hangi birine yetişeyim bilemediğim bu gibi durumlarda önceliği uykuya vermek lazım tabii ama evde su da bitmiş. Her şeye rağmen, vicdanları yaralayan o sakat yasanın geri çekilmesi iyi bir şey. Neydi dertleri, neden bu kadar inatla savundular, o kısmı bilinmez tabii.

baktım işler bitmiyor, kahve molası vereyim dedim

Farem yere düştüğünden beri sol tuşunda bir aksama var azizim. Ama suçu onda bulmuyorum. Suç onu yere düşürende. Ben de kendime ceza olsun diye değil ama bütün gün içmemiştim zaten, baktım işler bitmiyor, kahve molası vereyim dedim. Ki buna aslında   kahve yapma molası demek daha doğru olur çünkü kahvemi içerken en sevdiğim kitabımı yudumlamadım. Ama neyse ki yaptığım işi seviyorum, bu da bir ödüldür, öyle değil mi azizim? Kahvenin adının Şah-ı Osmanlı Kahvesi olup da kupanın üzerinde Coffe Break yazmasını ironik buluyorsan azizim, bak diyeyim, o ironi bana ait değil. Bittabi ne diyoruz, böyle şeyleri internet üzerinden öğrenmenin zor olduğunu düşünsem de, belki merak edenler için uzaktan erişimli krav maga derlersinin linki burada .

no tv no cry

Hiç anlamıyorum azizim, lafa geldi mi televizyonu beğenmeyen, televizyonda seyredecek hiçbir şey olmadığını söyleyen, sadece belgesel falan seyrettiğini iddia eden adamlara bizim evde televizyon olmadığını söylediğimde inanmayan gözlerle bakıyorlar. Kantaron yağı yaraların çabuk iyileşmesine iyi gelir. Yanıklara bile sürülür ve hızlı iyileşme sağlar ama benim favorim misvaktır, ve hayır, misvak konusunda ironi yapmıyorum. Bir tane televizyon var gerçi, peder beyin odasında, o da elektrik faturasını şişirmekten başka bir işe yaramıyor. Diş macunlarının içindeki ne idüğü belirsiz şeyleri bünyeme sokacağıma, ama bak listerinden vazgeçmem. Dikkat, gizli reklam. O yüzden işte diyorum, bizim evde televizyon olmadığı için, sabah akşam pompalandığı duyumları aldığım ve bazılarının zaten oraya odun koysalar zaten inanacağı ajitasyonlar beni pek ırgalamıyor. Çünkü kantaron yağı evet iyidir, yaraları çabuk iyileştirir ama tonlarcasını bile dökseniz istismar edilen kızların yaralarını iyileştirm...

otomatik uçlu kalemlerin sürekli uç kırdığını fark etmemle tamamlanan büyük resim

Azizim, bir iş beklenenden uzun sürer de bütün işleri aksattıracak şekilde bu kadar mı uzun sürer? Hayır tamam, biliyoruz, zaten neredeyse hiçbir iş ben o zaman bir bardak su içeyim. O da değil de, tam otomatik uçlu kalemlerin sürekli uç kırdığını fark etmemle tamamlanan büyük resim, asıl, "hayvanları taciz edenlere ikinci bir şans daha verilmeli" diyen adamla tam da işler daha bitmedi ki, sabahın köründe kalkıp yine de bu aralar daha az kahve içmeye başlamam da bir şeydir.

özenle sifon değiştirilir

Önce banyo lavabosunun bataryası bozuldu, sonra sifon su kaçırmaya başladı, sonra da sifona su götüren spiral boru patladı ve tüm bunlar nalburla ahbap olmamıza yol açacak kadar kısa sürede oldu. Ama ben o nalburu en çok, boks dersleri aldığım yerin tam yanındaki binada olduğu için seviyorum. Ama  işin matematiği basit. Tesisatçının istediği ücretin bir saate denk gelen karşılığı, benim kazandığım paranın bir saate denk gelen karşılığından daha fazla olduğu sürece, gözümüzün kestirdiği işler için tesisatçı çağrılmaz. Mesela geçen gün misafirlikte hacetlenirken de tuvalet tıkanmıştı, kendi imkanlarımla, üstelik kimseye çaktırmadan halletmiştim o işi. Nasıl olduğunu sormayın, nahoş bir tecrübeydi. Sonuç olarak, sürekli artan dolar karşısında her gün biraz daha azaldığını bir saate denk gelen kazancım, alt tarafı sifonun iç mekanizmasını değiştirmek için tesisatçı çağırmama engel oldu. Gerçi alt tarafı bir sifonun iç mekanizmasını değiştirmek için harcamak durumunda kaldığımız zam...

domates suyu içmeyi unutan çevirmen

Uzun zamandır domates suyu içmediğimi fark ettim, monşer. Oysa severim. Hatta zaman zaman canım çekmiyor da değil hani. Hem sağlığa da faydalı. H ayır yani, ben iki hafta önce misafirlikte hacetlenirken tuvalet tıkandığı için girdiği stresi hâlâ üzerinden atamamış adamım, düşünsene, daha 12 yaşındayken, hatta belki daha küçükken hayvanın tekinin sana tecavüz ettiğini, sonra da olay kapansın diye seni o hayvanla evlendirdiklerini. Bir de düşünsene, böylesine bir zulmü yasayla meşrulaştırmaya çalışanların televizyona çıkıp hararetle savunmaya kalktığını. Dört yaşındaki oğlum az önce koştura koştura geldi odasından. Yerde küçük bir şey görmüş, böcek sanmış, korkmuş. Birlikte gittik aldık o toz parçasını, birlikte çöpe attık. Şimdi ben korkuyla yanıma koşan oğlumu düşünüyorum da, kızını, ona tecavüz eden adamla evlendirecek kadar ahlakını kaybetmiş ana babanın da ayrıca amk, sevgili monşer. Milletin birbirini kovaladığı, güçlü olanın güçsüz olana dürtülerinin keyfine göre istediğini ...

benden buraya kadar

Ben artık vazgeçtim azizim. Her millet layık olduğu şekilde yönetilir ve belli ki bu millet, küçük bir kıza tecavüz ettikten sonra onunla evlendiği takdirde ceza almaktan kurtulmasını sağlayan kanun tasarısına onay veren vekiller tarafından yönetilmek isteniyor. Nedir amaç anlamadım ki? "Erkek çocuklara tecavüz etmeyin, kızlara tecavüz edin, ondan sonra da evlenin, bir ömür boyu tecavüze devam edin." mi denmek isteniyor yoksa? Oysa tecavüz dediğin şey sadece cinsel suç değildir. Kendini kontrol etmekten aciz bir şerefsizin nefsini köreltme dürtüsüyle kendisinden zayıf gördüğü başka bir insana saldırmasıdır. Bu saldırı sonucu kurbanda meydana gelen ağır travmayı yok sayıp, bir de üstüne kızı ömür boyu aynı adamla yaşamaya mecbur etmek, aynı şiddetin her gün yaşanacak olmasını garantilemektir. Ve sonra bu şiddettin içinde çocuklar doğacak, büyüyecek falan... Ben vazgeçtim azizim. Her sabah uyandığımda daha da yükseldiğini gördüğüm dolar kurunun sebep olduğu geri dönüşü çok ...

makro bilgisi

H er sabah kalktığımda ilk işim "Acaba dolar ne olmuş?" diye kura bakmaksa eğer, sebebi maaşı dolarla alıyor olmam değil elbet. Bilakis, maaşı dolarla almayışımın büyük payı var bu benim kimseye zararı olmayan hobimde. Bakalım gece uyurken bana ne kadar girmiş diye merak ediyorum, huyum kurusun.  Daha bunun doğal gazı var, elektriği var, bar oğlu bar. O ysa makro deyince benim aklıma makro ekonomik veriler değil, Word'de makro yazmak gelirdi bir zamanlar ki işinde gücünde bir adam olarak bak makro dedim de aklıma geldi: Bazen böyle bir şeyin üzerinde uğraşırsın, didinirsin bir türlü olmaz da olmaz; ama sonra bir anda bir şimşek çakar beyninde, "Şunu şöyle yapayım da olsun." dersin ve de hakikaten madem oldu o zaman neden üç gün boğuştum ki diye hayıflanırsın ama işin aslını sen de bilirsin ki,  o ilk üç gün o kadar uğraşmasaydın o şimşek çakmazdı. Tabii bir ihtimal daha var ki o da senin üç günde uğraşıp ancak fark edebildiğin şeyi başka birileri başka bir ...

konformist sumo güreşçisinin bozuk kombiyle sınavı

Geçen gün misafirlikte yaşadığım tıkanık tuvalet deneyimi bana bir şeyi çok net gösterdi: Bazı şeyler filmlerde gösterildiği kadar komik olmuyormuş. Ama banyoya girmeden önce havluyu ve temiz çamaşırları kurutma makinesine atmak iyi fikirmiş. Tam bir konformist yaklaşım. Bir de dolar üç buçuğa yaklaşmasaydı sorun yoktu da, ben neredeyse pahalı diye kombiyi açmaya korkarken o kurutma makinesi eskimeden durmaya devam eder öyle. Çünkü bakın burası çok önemli: kayıp çorap tekleri üzerinden oynanan büyük oyundaki eksik parçayı bularak büyük resmi tamamladım: kırık otomatik kalem ucu. O uçların çat çat kırılması bir tesadüf değil. Uçların daha üçte biri dururken artık kullanılmaz hâle gelmesi bizi tüketim toplumuna itmek için düzenlenmiş büyük bir oyun. O zaman ben de o kombiyi yakmam arkadaşım. Gerekirse yıkanmam bile. Hatta çok gerekiyorsa, sıçmam bile ki sifon çok su harcamasın. Doların üç buçuğa yaklaştığını söylemiş miydim? Önemli not: Kayıp çorap tekleri üzerinden oynanan kirli...