Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

selemenderden daha iyi başlık mı olur

Buzlar ülkesinden gelmiş gibi davranan kertenkelenin tükürük izi kadar bile değeri olmayan adamlar ahkam kesmeye başlamışsa, o kertenkele değil selemender de olabilir. Hey dostum, gecenin ikisinde o buzdolabı açılmışsa eğer suç tabii ki Karatay'da değil zamanın izafiyetini bana temsil edebilir misin Abidin? Peynir tabii, başka ne olacak? Bazen diyorum, eğer cevap 42 çıkmasaydı kesin peynir çıkardı, çünkü Bruce Wayne de en çok babasının parasıyla aldığı oyuncaklarını severdi. Tıpkı herkes gibi yağmur yağarken bir bataklık atasözü geliyor aklıma: Ormanda Fantom 10 kaplan gücündedir. Ve tabii Nasreddin Hoca bu, hemen cevabı yapıştırmış: Eğer bir Eylül gecesi evin içinde dolaşan sivrisinek görürsen, hemen çocuğun odasındaki ilacı tak.   İlaç dediği de zehir aslında. 

barbunya tanesi

O rada bir yer var uzakta ve o yerde bir şey var. Uzaktan bakıldığında boşta kalmış elektrik kablosuna benzese de dikkatli bakıldığında barbunya tanesi olduğu görülecektir. Buradan çıkan sonuç çok net: Daha çok çalışmak lazım. Çünkü beklenmedik sorunların çıkması bu işin fıtratında var. Tıpkı, beş saniyelik videoyu çekip de internete gönderemeyen küfürlü telefon gibi, o telefonun çalışmaya karar verdiği o kısacık beş saniye boyunca bile sessiz kalamayan küçük çocuğun oyunlarının hayatımızın bir parçası da odanın bu köşesine sıkışıp kalmış kedi. Gayet net. Evet. Not: kırav maga öğrenme linki vermiş miydim?

her şeyin sorumlusu 41

Sevgili Hayri, Düşündüm de, bugünkü aksiliklerin altında yatan sorunun tek sorumlusunun 41 olduğuna karar verdim. 42 değil ama, karıştırma, çünkü eminim sen de çok iyi biliyorsundur ki, 42 cevaptır. Amma velakin, oturduğum sokağın imar planından kim sorumluysa, işte bugün saatlerce kulağımda telefonla gezip işimden gücümden olmama sebep olan da odur. Bütün suç bir apartmanın numarasını adam gibi belirlemekten aciz imar planlamacısında yani.  Bizim apartmanın sokak içindeki yeri değişmedi. Sadece numarası değişti. Bilmem kaç sene sonra, belediye bizim apartmanın numarasını 41 yaptı. Ve ondan sonra bütün sıkıntılar başladı ama şimdi uzun uzun yazmaya üşendim. Bu 41 çok sorun. Bana çok sıkıntı çıkardı.

damacana kapağıyla kavga eden adam

Saatler saatleri kovalarken bir de bakmışsın uyumayı unutan adamın babası da o üzümleri inadına yıkayıp yıkayıp dolaba koyuyor ki kapağı açtığında lönk diye karşına çıkıversin. Şeker deposu onların hepsi. Demokrasi dediğimiz şey aslında bakacak olursak, yani bir açıdan öyle de değerlendirilebilir diye düşünüyorum. Yedim tabii koca bir salkımı, o da dolapta durmasaydı. Ama bak börek yemedim. İşte böyle, yediğin haltların eleştirisini yapıp sonra aynı haltları yemeye devam etmektir demokrasi de. Ama kendi kendime yasak koyar, "Hem üzümü yiyip hem bağıcıyı şeyedenlerden hesap soracağız diyenlerden hesap soracağız." dersen o zaman yandaş olursun. Savunduğunu zannettiğin ama sırf çıkarların için yalakalık ettiğin yasakçı da diktatör olur. Ne o diktatör olduğunu kabul eder, ne de Gülhane Parkı'ndaki ceviz ağacı aslında polis olduğunu. Ha ayrıca, üç saniyelik videoyu adam gibi kaydedip göndermekten bile aciz siktiriboktan telefon üreticilerine kızıp hırsını bir türlü açıl...

bir elma, iki erik ve sepet sepet yumurta

K ötü çevri okumak sivrisinek gibidir demiştim ya geçenlerde, kötü bir çeviriyi kontrol etmek de gece yarısı sinirden buzdolabında peynir avına çıkmaktır benim için. İşte öyle tiksindim, "Keşke tek hatası dahi anlamındaki de eklerini ayırmayı bilmiyor olması olsaydı." dediğim, kurduğu cümlenin başıyla sonunu aynı bütünsellik içinde birleştirmekten aciz sözde meslektaşımdan. Yoksa Karataycıyız yani, her ne kadar her gün bonfile yiyecek cep bende yoksa da, en azından yumurtayı aksatmıyorum. Zaten mevzu basit. En az beş saat bir şey yeme, işlenmiş gıdalar yeme, un, tuz, şeker yeme, ve bir şey yiyeceksen glisemik endeki düşük sağlıklı, sanayi ürünü olmayan şeyler ye. Karatay Hoca'ya çok kızıyorlar onun söylediği şekilde beslenmek için gereken bütçeyi herkesin bulmasının imkansızlığı yüzünden de, kadının suçu ne yani, "Her gün ekmek yiyin ." mi desin size? Et pahalıysa gidin etin pahalı olmasının sorumlusu kimse ondan hesap sorun. Karatay Hoca mı yönetiyor bu ülkeyi?...

berber sefası

Sevgili Hayri, Bazen işler üst üste gelir, hangisini yapacağını şaşırırsın, hangisinden başlasan öteki gecikecek diye dertlenirsin, bir tuhaf olursun, içinden hay anunaykum diye haykırıp her şeyi bir kenara atmak, sakin bir sahil kasabasına yerleşmek gelir ya, işte berber koltuğuna oturduğum zaman da aynen o şekilde hissediyorum sevgili dostum. Bir süre sonra o koltuk bana dar geliyor. Kaçmak istiyorum. Ama öte yandan, seni bir sivrisinek gibi rahatsız eden dandik çevirili kitap okurken hissettiğin o sıkıntı var ya, işte bir ay berbere gitmeyince saçlarım bana o aynı sıkıntıyı veriyor. "Sanki çok saçın varmış gibi neyin artizliğini yapıyorsun olm sen." dediğini duyar gibi oluyorum, sevgili dostum Hayri. Ama inan bana doğru söylüyorum. İşin görüntüsünde değilim ki görüntü de pek hoş değil, o ayrı ama resmen batıyor, rahatsız ediyor hafifçe uzamış saçlar beni. Gençliğimde nasıl uzatmışım ben bu saçları bilmiyorum. İşte bu iki olgu çatışınca, ben de bu sabah işlere başlama...

iş akış planı, uyku modu ve pompa

Peter Sellers - The Party Ç ok çişi geldiği halde sevdiği kız şarkı söylerken odadan çıkamayan Hintli oyuncu gibi kıvranıp dururken, teknolojinin bize neyse ki duraklat düğmesi diye bir şey verdiği geldi aklıma. Oysa ki, aynı teknoloji bir de uyku modu diye bir şey vermişti. Ben halden anlayan adamım, insanın uykusu geldi mi uyuması gerekir tabii ama sen insan değilsin, bilgisayarsın. Senin o moda geçmemen için olası her türlü ayarı kapattığım halde neden durduk yere kendini kilitlediğini izah edemiyorsun. Tıpkı o telefonu satın alırken bana asıl olanın telefon hafızası denen o şey olduğunu söylemeyen satıcı yüzünden alt tarafı 3 saniyelik vine videolarını yükleyememem gibi. Ama tabii suç seni telefon diye satan dingilde değil, bizzat telefon diye yapan o öteki dingilde. 3 saniye lan, alt tarafı 3 saniye. Çocukların evdeki video oynatıcısını belirli bir saatte kayıt alacak şekilde programlayabildiği zaman dahi muamelesi gördüğü altın çağları görmüş adamım ben. Daha açılır açılmaz...

nerede o eski inşaatlar

T am cebime biraz para girecekken geliveren kallavi kredi kartı ekstresi kadar canımı sıkmasa da, inşaat sektörünün gelenek ve göreneklerimize hiç sahip çıkmaması beni çok üzüyor. Eskiden böyle miydi bu inşaatlar? Küçüklüğümün inşaatlarını hatırlıyorum da, işçiler, yandaki resimdekine benzer makinelerle betonu orada kararlardı. O zaman bir emek vardı, emeğe saygı vardı. Tahminimce, sigorta yine yoktu ama olsun, inşaat dediğin işin adabı vardı. O makinelerin bazıları motorluydu olsa da, çoğunluğu elle çevrilen cinstendi. Hatta, içine girip oynamışlığım bile var. Şimdi öyle mi ya? Telefon ediyorsun şirkete, koca koca kamyonlar içinde betonu getiriyorlar inşaatın iskeletine, hoop döküyorlar, bitti gitti. Olmaz ki böyle. Biz atalarımızdan böyle görmedik. Bunlar hep bizi bozan şeyler. Hep İngiliz oyunu bunlar. Buradan yetkililerimize seslenmek istiyorum, bu oyunu bozalım. İnşaat kültürümüzü koruyalım. Hiçbir şey olmuyorsa, o betonların gece yarısı dökülmesine engel olalım bari.

o son lokmayı yememesi gereken adamın resmi

Ç ok enteresan bir hikaye biliyorum, çok hırslı bir adamın çevresine saçtığı zulümle ilgili. Bu adam, kral olma hırsı yüzünden, kendisine engel olarak gördüğü herkesi ama herkesi ortadan kaldırıyor. Yeri geliyor, zamanında kendisine yardım eden insanları bile ortadan kaldırıyor. Yarattığı korku imparatorluğu bir süre için egemen olmasını sağlasa da, sonunda insanlar ona karşı isyan ediyor ve krallığı fazla uzun ömürlü olamıyor. III. Richard. Shakespeare yazmış, günümüzden 400 küsur sene önce. Tarihin, insanların birbirini katletmesinin kaydı olduğunu ve doğanın hep kazanan tarafı haklı çıkarmaya meyilli olduğunu yazan Will ve Ariel Durant adlarındaki tarihçi çift, ünlü Tarihten Dersler  eserinin bir yerlerinde: "Sakın ilerleme adını verdiğimiz olgu, her kuşağın geleneksel bir övünme, kendisini öncekilerden üstün görme tutkusu olmasın! Tarihi çağlar boyunca insanın doğasında elle tutulur bir değişme bulamadığımıza göre, teknolojik gelişme eski amaçlara hizmet eden yeni araçlard...

dün gece kendimi biraz şımartayım dedim

Dün gece kendimi azıcık şımartayım dedim. Yarımda yattım uyudum. Sabah kalkınca işler tabii oğlanı da okula kaydettik. Sıfır kilometre ana okulu. E tabii bütün gece de uyuyunca, hep sarktı bütün o ben yapmadığım zaman kendi kendine ilerlemeyi bir türlü öğretemediğim işler. Ama neyse, en azından dolar kendi kendine yükselmeye devam ediyor da, zamanında akıllılık edip bir kenara 20 dolar atmıştım. Yalnız itodaki cüretten ben de isterim. Devlet doları onlara 2,70'e satsınmış. Dur lan, ben de ticaret odasına kayıtlıyım. Öyleyse, yürü be koçum. Ne de olsa benzini hep 50 liralık aldığım için emlak fiyatları da şişti tabii. Yanında da makarna isterim yalnız. Sucuklu olsun.

kaynayan yumurtalar

2 015 yılının üçüncü çeyreğine girmiş bulunduğumuz şu günlerde, 2015 yılı hedeflerimi gözden geçirmek ve bir performans değerlendirmesi yapmak istedim, sevgili Hayri. Bu yıla ait hedeflerimi iki ana başlık altında toplayabiliriz. Zengin olmak. Kilo vermek. Birinci hedefime çok yaklaştığımı hissediyorum sevgili Hayri. Sene başında büyük bir öngörüyle 20 dolar almıştım. An itibariyle dolar 3,04 lira olmuş. Yani zengin olma hedefimde başarılı olduğumu hissediyorum. İkinci hedefim konusunda bu kadar somut bir ilerleme kaydetmediğimi itiraf etmek durumundayım, ama birinci hedefimin başarılı performansı beni çok olumlu bir şekilde motive ediyor. Çok yakında kilo vermek konusunda da hedefime yaklaşmaya başlayacağıma inancım tam.

kendinizi daha zayıf hissetmeniz için küçük bir taktik

S evgili Dostum Hayri, İnsan kendisini kaç kiloda hissediyorsa o kilodadır, şüphesiz ki. Ancak yine de, insanın kendisini aslında olduğundan daha hafif hissetmesi için bulduğum küçük bir hileyi seninle, ve senin aracılığınla bütün dünyayla paylaşmak istiyorum: Dandik laminat parke süngeri. Sevgili dostum, sen de çok iyi biliyorsundur ki, aldığınız laminat parkenin ne kadar kaliteli olduğu kadar altındaki tabakanın da ne kadar kaliteli olduğu çok önemlidir. Eğer dandik sünger kullanılmışsa, bir süre sonra çökmeler olması kaçınılmazdır. Ama işte sevgili dostum, bizim istediğimiz tam da bu çökmeler işte. Kendisini olduğundan daha zayıf hissetmek isteyenlerin, alt tabakası çökmeye başlamış laminat parkeli evlere taşınmasını tavsiye edeceğim. Bizzat tecrübe ettim, gördüm, sevgili dostum. Bir tartı böyle bir evin farklı noktalarına konduğunda farklı sonuçlar verecektir. İşin püf noktası, seni en hafif gösteren noktayı bulmakta. Sonra gelsin börekler. "Ben bunların hiçbiri...

pompanın devamı

Sevgili dostum Hayri, Seninle henüz tanışmadığımız günlerde, benim bir pompam vardı. O pompayla aramızda husumet vardı. Geçen sene bu vakitler falan pompayla aramdaki husumeti belirten bir yazı kaleme almıştım. Sonra, o pompa bizim çocuğun ilgi radarına takıldı. Pompayı su içmek için bidona takılan bir araç olarak değil, bir oyuncak olarak görmeye başladı. Sonunda da kaçınılmaz bir şekilde bozulup gitti. Geçen sene bu vakitler bununla ilgili de bir şeyler yazmıştım. Sonra, yeni pompa alsam onu da aynı akıbetin bekleyeceğini bildiğimden, beklemeye karar verdim. Böylece bir yıl boyunca su içmek istediğimde o bidonu kaldır indir yaparak spor yapmış oldum. İyi oldu hani. Bugünkü formumu buna borçluyum bile diyebilirim. Ama her dönemin bir sonu vardır. Nihayet yeni pompa aldım. Bu pompa da biraz arızalı çıktı. Pompayı bıraktıktan sonra suyu dökmeye devam ediyor. Dur bakalım, ya onun huyuna alışacağım, ya da onunla da aramıza bir husumet girecek. Pompayla ilgili ilk yazımı okumak isterse...

düşük glisemik endeks

T amam, Karatay Hocam da haklı, gece belirli bir saatten sonra hiçbir şey yemeyelim de, hani gece 2'de maksimum seviyeye ulaşan leptin varmış ya, e ama bak saat 2 olmuş ben anca yatabiliyorum, hormon mu kalmış? O zaman yoğurt tabii. Bir kase. Ev yapımı. Bir de besinlerin glisemik endeksini hatırlamakta zorluk çekenler için küçük bir tüyo vereyim, en iyisi krav maga öğrenin . En azından kesin sonuç. Bağzı abilerin bireysel silahlanmayı kışkırtıp durdukları şu günlerde benim enstrümanım benim vücudumdur. Salatalık yiyin o zaman bol bol. Hıyar yani. Kalorisi çok düşük onun. Zararı yok. Kabak da yiyebilirsin bak, ama mümkünse çiğ olarak. Mümkün değilse en azından krav maga öğren. Olmadı, hıyar yersin. Bir de keşke aldığımız hediyeyi beğendirebilseydik. Karatay Hocam haklı yalnız, eğitim şart. gözlüklü ayı resmi

başka atmosferin çocukları

Sevgili dostum, Hayri, Bu aralar aforizma lafı pek bir moda ama ben buna  alıntı  diyeceğim. Öyleyse Tolstoy Usta'dan gelsin: Hırsızlar hünerleriyle övünür, orospular ahlaksızlıklarını teşhir eder, katiller zalimlikleriyle kurumlanırsa buna şaşarız. Ama bu bizi, sadece bunların sayısı az olduğu ve tamamıyla başka bir atmosferde yaşadığımız için şaşırtır. Bugün çok yorgunum be Hayricim. İnan iki saatlik uykuyla duruyorum.  O yüzden başka bir şey demek istemiyorum bugün. Sadece, belki minicik bir ekleme yapmak istiyorum: Ama bir gün bir de bakarsın, sayıca az olduğunu zannettiğin o başka atmosferin insanları senin atmosferini ele geçirivermiş.  Ha, bir de an itibariyle dolar 3,03 TL. Onu diyebilirim belki.

kötü romanları ifşa derneği iftiharla sunar

Sevgili Hayri, İnsanın herhangi bir deneyimden hoşnut kalıp kalmamasının altında yatan faktörlerden birinin de, o deneyimden önceki süreçteki deneyimlerden birinin ya da birkaçının  insanda bıraktığı lezzet olduğunu hesaba katmak gerekir. Misal, çikolatalı pasta yedikten sonra karpuz yemeye kalkarsan, karpuzun lezzetli olup olmadığını bile anlayamazsın. Bu devirde lezzetli karpuz bulmak çok zor olduğu için biraz yanlış bir örnek vermiş olabilirim. Olanlara da şekerli suyu basıp basmadıklarından emin olamıyoruz zaten. İşte bu süreç dahilinde, Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi zirve yapmış bir eseri okuduktan sonra mevzuyu zirvede bırakmak yerine Amatörler adlı dandirik macera romanını okumak bir hata oldu azıcık. Ama sonuçta yıllardır karpuz yiyen adamım, iyi kitapla kötü kitabı ayırt edebiliyorum. Bu kitap kötüydü, sevgili dostum. Bu yazılı kelimeler topluluğunun tatilde okunacak kitaplar kategorisinde olduğunu varsayarak bir tatil metaforu yapmak istiyorum: Bu kitap ancak bir...