Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

keyif

Çünkü bazen insan o kadar uzun zamandır hiçbir şeyden keyif almıyordur ki başkalarının çok basit, çok saçma şeyler üzerine gülüp eğlenmesini epik tiyatro seyredermiş gibi seyreder. Karasineklerin de etkisi olabilir tabii, insanın gözüne çarpacak kadar haddini bilmezce uçup durmaları yetişmesi gereken işlerin yetişmesine engel oluyorsa mesela; ve bazen yetişmesi gereken işler o kadar uzun süredir tutunulan iptir ki bazen insan kendisini o ipten ibaret zanneder; çünkü o ip de olmasa belki de rüyasında gördüğü köyün delisinden daha farklı olmayacağından korkmuştur.  Metallica konseri hariç olabilir. Emin değilim çok. Seyretmek varken videoya çekem kafanıza da karasinekler girsin bu arada.

sinekler ve kahveler ve çocuklar üzerine. spoiler: Avrupa'da da enflasyon var.

Karasineklerin bizi rahatsız ettiklerinin farkında olmadığını ve biz onları kovalayınca şaşırdıklarını, "Ne oldu ki şimdi?" diye sorduklarını anlayınca insanın hayata bakış açışı da bir farklı oluyor. İnsan bazen domates suyunun da bu kadar pahalı olmamasını istiyor ama benzin de pahalı sonuçta ve biliyorsunuz, Avrupa'da da enflasyon var. Tabii ki benzetmek gibi olmasın ama çocuklar da mesela ne kadar gürültü çıkardıklarını fark etmezler, sessiz olmalarını istediğinizde "Neden böyle dedi ki şimdi?" diye sorarlar. Normal yani böyle şeyler. Ama kahve, arkadaş bu nasıl bir fiyatlandırma böyle? 

0003

 Gerçi kimsenin bir şey sorduğu yok, kimsenin cevabımı umursamayacağı da yok ama çevirmen olmasaydım ne olmak isterdim diye soracak olsalar sanırım cevabım lastikçi olurdu. Tabii bir insan merak edip bu blogu okuyorsa çevirmen olmasaydım ne olmak isteyeceğimi de merak edebilir. Sonuçta kaç milyar insanız şurada, vardır illa ki meraklı olan.  Tabii spoiler vermenin gizlilik sözleşmesine aykırı olduğu işleri yapmanın verdiği keyif de ayrı oluyor; ama badana ustalarının yaptığı zammın yarısı kadar fiyat artışı istediğinde bana sonra haber vereceğini söyleyen potansiyel işverenlerin bir daha hiç aramaması gayet sık rastlanan bir durum.  Nitekim son tahlilde insan sıkılıyor tabii her şeyden. Karasinekten sıkılıyor mesela, kalabalıktan sıkılıyor, herkesin her şeyi bilmesinden sıkılıyor, çok affedersin tuvalette sıçmak için bile sıra beklemekten sıkılıyor. Oluyor yani, olan şeyler bunlar. İnsanlık hali. 

ideal şartlar altında

Bayram günü yetişmesi gereken işleri yapabilmek için en ideal yerin bahçe olması tesadüf değil. Hava çok sıcak ama kahvem çoktan soğumuş. Karasineklerin sonu gelmiyor. Karasinek neden birleşik yazılır da köpek balığı ayrı yazılır bilmiyorum. Ama nasıl kuşsa anasına küfettiğim, arabanın içi pişmesin diye açık bıraktığım o iki parmak aralığa denk getirmiş piç. Koltuğun ve direksiyonun üzeri bok olmuş. Tabii karasinek bu, durur mu, bokun camın üzerinde kalan asıl büyük kısmına üşüşmüşler. Geçen gün de bir tanesi kahvemin içine düşmüştü zaten. Bayram günü iş yetiştirmem gerektiğini söylemiş miydim? Rüyamda kendimi köyün delisi olarak görmem boşuna değilmiş demek ki.

karasinek

 karasinek sesi, dikkat ettiysen mesela sevgili dostum tedirginlik hissi vermek için çok kullanılır filmlerde. özellikle inli cinli filmlerin vazgeçilmezidir ama tabii hiçbir ses efekti açık günde aniden bastırıveren yağmurun ve gök gürültüsünün yerini tutmaz.  TDK, öte yandan, karasinek kelimesini neden birleşik yazar da köpek balığını ayrı yazar? köpekbalığı kelimesi neden ayrı yazılır ki yani şimdi? Fakat kabul etmek gerekir ki, karasinek vızıltısı çok can sıkıcıdır. o gece sizi uyutmayacaklarının habercisi olduğu için tedirginlik de veriyordur illa ki ama ötesini bilemem. Geçen gün rüyamda köyün delisi olduğumu gördüğümden beri korkuluklara karşı ayrı bir sempatim var, onu da buraya not düşeyim yalnız. Bir de kahve severim, soğusa da severim. 

0070

  arkadaş , nasıl köpekmiş bu, kaç mahalle öteden havlıyorsa artık havalar da sanırsın temmuz ayında değilsin. yok yani, adamların küçük değişiklik dediği bütün işin baştan yapılması demekmiş ama ben mahalledeki musluk tamircisi kadar zam yapsam hemen başlarlar ben de zaten musluğu kendim tamir ettim yola çıkmadan önce. sonuçta metallica diye bir grup keşfettim, çok güzelmiş lan, ama bak yalan yok, big four olarak geldiklerinde slayer'ın gelmesine metallica'dan bile ok sevinmiştim. bir daha da geleceklerini sanmam, gelseler bile banka kredisi çekmeden gidemem herhalde adamların konserlerine ama oğlumu götürmek domates suyu da bayağı bir zamanında içmişim neyse ki.

007

o değil de, domates suyunun üzerine serptiğimiz karabiber bu kadar zamlanmasaydı iyiydi. yine de tabii, telefonu bataryasını değiştirmek için verip de bozulmuş almak ama tabii hakikatli esnafmış, ekran kartı değişimini bedava yaptı. domates suları da pahalı tabii. geç fark ettim gerçi, hatta rüyanın içinde yaşamam gereken aydınlanmayı uyandıktan sonra fark ettim o rüyadaki köyün delisi bendim. o yüzden kim ne dese çocukça bir saflıkla yapıyordum ve de tabii malum, benzin de çok pahalı ve artık bir yerden bir yere gitmek, o hayvan bütün gece susmadı, sabah kalktığımda hala ağlıyordu; teyze gülüyordu. ve ben ne yaparsam yapayım kimsenin itiraz ettiği yoktu.