Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

peynirli tostumu yerken hissettiğim soğuğun kaynağı

Okuma görevlisinin bütün doğal gaz faturalarını aşağıya toplu halde bıraktığı bir gün kazara gözüme çarpan dairelerin ödemesi gereken tutarlar arasındaki muazzam farktan da gayet net anladığım üzere, çocukluğunu Kuzey Buz Denizi yöresinde geçirdiğini tahmin ettiğim değerli apartman komşularımızın kombi kullanma alışkanlığı bizimkinin abartısız beşte biri falan olunca evin içi de ta Çin'den gelen bozuk termometrenin içimizi ısıtan göstergesine rağmen buz gibi oluyor haliyle. Ve de tabii oğlumuzun scooter'ını daire kapsının önünden çalan şerefsizi bulamadık. Ama havalar soğudu bak, ona bir şey diyemem. Zaten akabinde, haşofmanımın iyice gevşeyen bel lastiğinin sorumlusunun giderek büyüme eğilimindeki göbeğim değil de çamaşır makinesi - kurutma makinesi ikilisi olduğunu öğrenmiş olmanın verdiği iç rahatlığıyla beyaz peynirli tostumu yemeye devam ettim. Zaten kolesterol de aklandı.

şekeri olduğu için hamurişini azaltan adamın süper marketteki mantıyla imtihanı

Aynaya baktığımda bir zamanlar gördüğüm suratın ancak uzak bir simasını andıran başka bir şeye dönüşmem pahasına abartısız üç gün evden çıkmadan, hatta bırak evden çıkmayı, resmen çalışma sandalyesiyle bütünleşik geçen zorlu temponun ardından nihayet elimdeki işlerden birini bitirmiş olmanın verdiği şevkle, sanki bir sonraki işi zamanında yetiştirebilmek için yine zamanla yarışmak zorunda değilmişim gibi davranıp market alışverişine çıktığımız o pazar günü, mantıya zam geldiğini gördük. Fırlak göbeğimi saymıyorum bile. Daha birkaç gün önce, sattığı mantıya zam yapmak yerine kalitesini düşüren fırıncıyı eleştirmişken şimdi de sattığı mantıya zam yapan marketi eleştirmek belki ilk bakışta çelişkiymiş gibi görünse de, ikisi de özü itibariyle aynı iktisadi hadisenin farklı tezahürü olduğu için hiç de çelişki değildir. Nihayetinde, aldığı malın fiyatı aynı olduğu sürece gramajının ve kalitesinin sürekli düşmesine aldırmayan yoğun bir müşteri kitlesi karşısında - ki bunlara benzini hep 50 ...

sabah kahvesini içmeden işe başlamayan çevirmenin genç çevirmenlere tavsiyeleri

Alt yazı çevirmenliği yapmak isteyen, ya da dublaj çevirmenliği yapmak isteyen, işin aslı genel olarak herhangi bir şey çevirmenliği yapmak isteyen ve daha da önemlisi çeviri yaparak para kazanmak isteyen arkadaşlara bir abileri olarak tavsiye vermem gerekirse, aldıkları kahve makinesinin haznesinde belirtilen fincan sayısının hangi hacimli fincana göre hesaplandığına iyi bakmaları olacaktır. Hem iyice küçük kupa kullandığım hem de kupayı sadece yarısına, bazen ayarı şaşıp en fazla dörtte üçüne kadar doldurduğum halde o haznede yazan toplam fincan sayısının daha yarısına gelmeden o kahve bitmiyor mu, bütün neşem kaçıyor arkadaş. Kahveyi içmeden önce ben Ne de olsa, sadece su içerek kafamızın daha iyi çalışmasını sağlama imkanı olsa bile o kafeini bünyeye zerk etmek, başta kalbimiz olmak üzere çeşit çeşit iç organımızı hırpalamak çevirmenlik mesleğinin olmazsa olmazıdır. Ancak, benden sonraki nesillerle birlikte trend biraz değişse de bu işe gönül vermişlerin en sık kullandığı z...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

cezve

Çalıştığı zaman çocukluğumun belli bir dönemini geçirdiğim tren yolu yakınındaki evimi hatırlatan üst kattaki çamaşır makinesinin değiştiğini artık o nostaljik sesleri duymuyor olmamdan değil,  çamaşır makinesini getirenler önce bizim kapının zilini çaldığı için biliyorum. Ben o sırada dolaptan çıkardığım iki dilim ekmeği tosta çevirmekle meşguldüm. Filtre kahve makinesini daha yeni doldurmuştum. Buradan da çok net anlaşılacağı üzere zaman yönetimi çok önemli bir şeydir. Zaten çok önemli olmasa Amerikalılar bu kavrama "time management" demezdi. Zamanı iyi değerlendirme pratiği geliştirmek için internette ücretsiz olarak bolca bulunabilecek zaman yönetimi oyunlarını oynamak sizi rakiplerinizin karşısında bir adım öne çıkarabilir. Bunun üzerinde düşünürken kahvenizi soğutmamanız önerilir. Ve bir de, kırkayaklara dikkat edin.

neden beyaz peynirli tost yediğimin açıklaması

G ünler boyunca o çalışma sandalyesiyle bütünleşik hayat yaşayıp belki de sandalye tepesinde geçirdiğim gün sayısından bile az toplam saat kadar uyuduğum için insanın belinden başlayıp vücudunun daha önceden bilmediği noktalarına kadar uzanan ağrılarla boğuşmak zorunda kaldığım o tatlı sert soğuk kasım öğleninde, üç gün sonra bizim semt pazarına kalamarın geleceğini bilmesem bile çöpünü inatla çöp kamyonu gittikten sonra atmaya devam eden komşularla dolu bir mahallede yaşamaya devam edeceğimi çok iyi bildiğimden dolayı, hanımın evde kendi ekmeğimizi yapmaya başlamasından sonra sürekli mevzi kaybeden diyetimin acısına biran önce son vermek maksadıyla kendime bir dilim ekmek kızartmaya karar verdim. Yalnız, apartmanın içinde sigara içen kimse ona bir çift diyeceğim var. Bir dilim küçük ekmek, iki dilim küçük ekmek oldu. Sonra atıştırmalıklarımın olmazsa olmazı beyaz peynir çıkardım biraz. Ve sonra, tost makinesinde ısıttığım ekmek dilimlerine biraz tereyağı sürmenin lezzetli olacağına ...

su ve egzersiz uykusuzluğa iyi gelir

Paketli gıdaların içine eklenen o koruyucuların bizim sağlığımız dışında her şeyi koruduğuna dair bilinçlenmemin artmasından bu yana elimin domates sularına pek gitmiyor olmasıyla, paketli gıdalar mevzusundan çok daha önce haberdar olmama rağmen kafein tutkumda herhangi bir azalma olmaması arasındaki tezatın bana gösterdiği bir şey varsa, o da oğlanın fermuarı takıldığı için çok zor çekilen uyku tulumunu değiştirmemizin zamanının geldiğidir. Çünkü bir domates suyu bazen bir domates suyu olmayabilir. Kafein gayet zararlı bir şey olduğundan, etkisini gidermek için kahveyle birlikte içmek en azından iyi bir başlangıç olabilir. Bu konuyu araştırmak gerekir zannımca. Ancak bakın, bu kısım gerçekten çok mühim, eğer amacınız dikkatinizi bir şeylere vermek ve uykunuz açılmasıysa, bunu aslında en koyu kahvenin bile yapabileceğinden daha etkili başarabilen bir ikili var: Su ve hafif egzersiz. Su, vücudunuzdaki tüm diğer organlar gibi beyninizin de daha iyi çalışmasını sağlayacak, bu da eksik...

vazo

Alt kat komşumuzun daha memleketten gelir gelmez ayağının tozuyla, camdan içeriye girmeye çalışan na bu kadar sıçanı son anda fark edip na böyle bir sopayla kovalaması aklıma o kaçınılmaz soruyu getiriyor haliyle: Ben söylemeseydim de o vazo kırılacak mıydı?  Bende evinin içini son derece büyük bir titizlikle temiz tuttuğu izlenimi veren komşularımızın, tüm uyarılara rağmen ev çöpünü kafalarına göre dışarı çıkartmalarının o sıçanlara davetiye çıkarmak demek olduğunu umursamadıklarını anladık, o tamam da, daha düne kadar "Çöpleri karıştırıyor, pislik yapıyor." diye sokak köpeklerine savaş açanlar da aynı insanlar değil miydi sanki? Halbuki o çöpler, her gün üç aşağı - beş yukarı aynı saatte gelen çöp kamyonuna göre çıkartılmış olsa o vazo gerçekten de kırılmazdı büyük ihtimalle. Oğlanı gece çişe kaldırdıktan sonra giydirdiğimiz uyku tulumunun bozuk fermuarını çekmeye çalışmak kadar bile zor değil oysa ki: Çöpünüzü zamanında çıkarın. Çöpünüzü balkondan ya da pencereden aşa...

bir zamanın kıymetini bilme aracı olarak kira vermenin önemi

Sporla ilgili bir film seyrettiğim o gün yerimde oturup kalkarken midemde hissettiğim hafif sancıların iki gün önceki kendi sporumdan kalma olduğunu bilmek insana keyif veriyor. Ancak, şu noktaya çok dikkat etmek gerekir: Daha Çin'den geldiği ilk günden düzgün çalışmadığı anlaşılmış olsa da kitaplıktaki yerinde durmaya devam eden termometrenin inatla 25 derece göstermesinin aksine, güneş batar batmaz odanın içi fark edilir derecede soğuyorsa eğer, güneş ışınları yeryüzüne eğik olarak vurmaya başlamış demektir. Böyle bir durum söz konusuysa kombiyi açmak faydalı olacaktır. Bu da bize zaman yönetiminin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha göstermektedir. Nitekim, Amerikancada bu kavrama "time management" denmiş olması da bu savımı desteklemektedir. Zira, sanki hepsi de birbirinin aynısıymış gibi geçen günler boyunca "Ha bugün yaparım, ha yarın yaparım" diyerek erteleyip durduğunuz iş dikkatli olmazsanız bozuk kombinin tamir maliyeti olarak size yansıyabilir...

SABAH YEDİĞİM HAŞLANMIŞ YUMURTA ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

O haşlanmış yumurtanın kabuğunu soymanın en abartısız haliyle bir buçuk dakika, yemeninse en abartısız haliyle yirmi saniye falan sürmesinden de çok net anlaşılacağı üzere, empati yeteneği her ne kadar günümüz toplumlarında aranırmış gibi yapılan bir özellik olsa da bireysel gelişmeye yapılan övgünün tavan yaptığı bir kültürel ortamda aslında istediğinizi elde etmenin önünde bir engel olabilir. Hele bir de o kabuklar inatçı çıkıp yumurtadan ayrılırken yanında yumurtadan da bir parça alarak sizi sinir ediyorsa. Zira, grup halinde yapılması gereken bir faaliyette, o grubun kalabalıklığına da bağlı olarak herkesin aynı anda o faaliyet için elverişli şartlara sahip olması beklenemez. Bu gibi durumlarda, çoğunluğun sahip olduğu elverişli şartların geçerli kabul edilmesi ve bu şartlara sahip olmayanların kendilerini bir şekilde ayarlayarak çoğunluğun şartlarına ayak uydurmasının beklenmesi akla yatkın bir çözümmüş gibi görünse de, aslında yapılan şey taraflardan birinin diğer tarafın şartl...

sıçanların zaman yönetimine katkısı

Dışarıdan bakıldığında, o çöp bütün gece dışarıda kaldığı takdirde üzerinde na bu kadar sıçanların dolaşacağını akıl edebilecek kadar zekaya sahip olduğu izlenimi veren karşı apartmandaki komşumun ev çöpünü inatla kamyon geçtikten sonra dışarı çıkarmayı huy edinmesi örneğinden de anlaşılacağı üzere, kahve stokları bitmeden önce yenisini almak çok önemlidir. Her canlının yaşam hakkına saygılı olmaya gayret eden bir insan olarak, bu dünyaya sıçan olarak gelmeyi kendisi seçmeyen bir hayvandan sırf kendisi olmaya çalıştığı için nefret edecek değilim elbette; ama yine de, hastalık taşıdığı bilinen, üstelik kafası atarsa insana saldırmayı göze alabilecek bir hayvanın tamamen önlenebilir olmasına rağmen yaşam alanıma bu kadar yaklaşmasını da hoş bulmuyorum. Öyleyse zaman yönetimi çok önemlidir. Zaten bunu, Amerikanların bu kavrama "time management" demiş olmasından da anlayabiliyoruz. Bir işi vaktinde yapmak önemlidir. Daha erken ya da daha geç yaparsanız o işin üzerinde sıçanl...

zaman yönetiminde alıştırma yapmak mühimdir

O pastırma yazını takip eden soğuk ve yağmurlu Eylül akşamının ertesindeki sıcak Ekim gününden sonraki fırtınalı Kasım sabahında evimizi pazardan aldığımız fasulyeden çıkan kırkayakla paylaşıyor olmamızdan da çok iyi anlaşılacağı üzere, verimlilikte kilit nokta zaman yönetimidir. Bundan bu kadar emin olmamızın sebebiyse, o gün pazardan sadece fasulye almamızdır. Onu da çoktan yedik bitti. Ve de tıpkı kırkayakların aslında kırk tane ayağının olmamasının olan ayaklarıyla çok hızlı koşmalarına engel teşkil etmemesi gibi, patronların çalışanları sabahın köründe ofise dikip akşam geç saatlere kadar ücretsiz mesaiye bırakmasının da verimliliğe zerre kadar katkısı yoktur. Zira ceyoluk dediğiniz şey geçim derdiyle avucunuza düşmüş adamları daha ucuza daha uzun süre çalıştırabilme yeteneğiyle değil, çalışanlarınızı ofisinizde tuttuğunuz sınırları kanunlarla belirlenmiş saatler içinde alabileceğiniz en yüksek verimi alabilme becerinizle ölçülür. Nitekim, Amerikanların aynı kavrama time man...

gece mutfakta kırkayak gören çevirmen

Modern zamanların en vazgeçilmez simgelerinden biri olan ince duvarlı apartmanların sağladığı en güzel faydalardan biri de, komşuda çalan alarmla yataktan fırlayıp çocuk uyanmadan önce telefonu kapatmak için oda içinde fır dönmeye başladıktan beş saniye sonra alarmın sizle alakası olmadığını fark ederek yatağa geri dönmenizdir hiç şüphesiz. Tek handikapı: duvarlar yeterince ince ve komşunun alarmı yeterince güçlüyse çocuk yine de uyanabilir. Ancak, pastırma yazını takip eden o serin ve yağmurlu Ekim akşamının ardından gelen güneşli ve sıcak günde, çocukların gittikleri anaokulu sınıfında çektirdikleri fotoğrafların hiçbirinde kendi çocuğu görünmediği için whatsapp grubunda çıngar çıkaran annelerin kavgasını takip etmek, ileride alınması düşünülen güneydeki evde yetiştirilmesi düşünülen sebze meyvelere alıştırma olsun diye balkondaki saksıda yetiştirilmeye çalışılan biberlere dadanan kumrunun gözünüze baka baka aymazlığına devam etmesini seyretmekten ne kadar daha keyifliyse, gece gec...

rehavet vakti üzerine fikirler

Sayesinde yazdan kalma güzel bir on gün geçirdiğimiz pastırma yazını takip eden o yağmurlu Eylül akşamında, eşimle, on yılı aşkın süredir aynı aşkla devam ettirdiğimiz evliliğimizin gelecekte de hem bize hem de çocuğumuza alıştığımız bu huzurlu, saygılı ve sevgi dolu hayatı vermeye devam etmesi için önemli bir mevzu hakkında ikimizin de bundan sonra uymayı kabul edeceği ortak bir karar almaya çalışıyorduk. Aslında her ikimizin de, ta kendi çocukluk dönemimizden başlayarak bugünlere kadar gelen sebebi muallak birtakım alışkanlarımızı diğerinin aynı konu üzerindeki başka türlü alışkanlıklarından daha doğru bir yaklaşım olduğunu ispat etmek için akıllıca görünen argümanlar üretmeye çalıştığının farkında olsam da, haklı tarafın ben olduğunu biliyordum. Bulaşık makinesine konan çatal bıçağın sivri ucunun yukarıya değil aşağıya bakmasının çok daha doğru bir seçim olduğundan emindim. Ne var ki, bir yandan az önce kalkmış olduğumuz akşam yemeğinin hemen akabinde kendini gösteren o tatlı...

Atatürk'ü Gördüm

serbest uyku

"Serbest çevirmen dediğin gece dörtte yatar, sabah sekizde uyanıp işine devam eder." şiarını benimsemiş ve özel hayatının her noktasına bu disiplini muntazaman uygulamaya gayret eden bir meslek erbabı olarak şunu da belirtmeliyim ki, eğer o dolapta peynir varsa ben onu gecenin üçünde yerim arkadaş. E tabi, profesyonel çevirmen dediğin sabahtan akşama kadar oturduğu yerde çeviri yapacak ki dışarı çıkıp gereksiz masraf yapmasın. Ki böyle bir iş disiplini, kurumsal olduklarını sadece  ödemeyle ilgili kuralları söz konusu olduğunda hatırlayan şirketlerin kurum politikalarıyla da gayet uyumlu olduğundan bu meslekte tercih sebebidir. Ben de mükemmel değilim sonuçta, arada sırada kahve içmeye ara verip yoğurt falan yediğim de oluyor. Yoğurt ev yapımı bu arada, onu belirtmeliyim yalnız. Sonuçta insanlar alt yazılı film seyretmek istiyor. Gerçi benim çevirdiklerim çoğunluğun tercih ettiği korsan pazarına düşmüyor pek ama benim yine de uyumak gibi vahim hataları yapmamaya azami...