Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

bizim orada sarı mercedes'i taksi yaparlar

Cebinde beş kuruş olmadığı halde geleceğe hep umutla bakabilen adamın düyasından verin bana. Çünkü bak, sana habire dinden imandan bahsedip duran adamın sana aslında verebilecek hiçbir şeyi olmadığını fark edemeyebilirsin, ama şunu bil, her ne satıyorsa pahalı satıyordur. O yüzden, vakti zamanında "Asker bizi korur" diyerek bu ülkenin olabilecek en kötü şekilde yönetilmesine destek veren yaşlı teyzeler, şimdi yine hiçbir şeyden memnun olmayan homurtularıyla emekli generaller partisine oy vermeye gidiyor ya, bir yandan onlar, bir yandan "Ama biz emeğin partisiyiz" falan diye kapımı çalan Kürt Milliyetçileri, ve o Kürt Milliyetçilerinin artık liderleri olarak gördüğünü saklamaya bile gerek görmediği bebek katilinin nasıl bir vahşeti temsil ettiğini bilmeyen bebeler, bunların hepsi ve daha da fazlası çok fena canımı sıkıyor. Kaç kere söyledim, senin kıldığın namaz beni cennete götürmez, o yüzden senin Allah'la olan ilişkine değil,  benimle olan etkileşimine bakarı...

sabah kahvesi bölüm 186

Hazır senenin ilk altı ayını bitirmeye bir ay kalmışken, çıkarın bakayım o sene başında aldığınız kararları yazdığınız kağıdı, bir şey soracağım: Hedefinin ne olduğunu net bir şekilde tanımladın mı genç? Sen ona o bağa niye gidiyorsun onu bir kafanda çözdün mü önce? Bağcı sana üzümlerin bir kısmını vermeyi kabul ettiği halde sen yine de kazandığını anlamayıp bağcıya girişmeye kalkıyor musun? Kazandığını ya da kaybettiğini bilebilmen için, önce neyin peşinde olduğunu doğru tanımlaman gerekir. Yoksa maazallah, hep kaybediyorum zannedersin, hep bir savaş verirsin de sorsalar neyi neden yaptığını açıklayamazsın. Çünkü bilge bir adam bir sabah kalkmış ve demiş ki:   Ben o mavi ekranın taa.... Özlem Arslan - Yine Yeşillendi Fındık Dalları | izlesene.com

fiziksel hafızanın sonu

Bilgisayarım fiziksel hafızasının dibini gördü. İkide bir mavi ekran vermesinin sebebi bu. Vücudum, günde dört saat uyumanın sürdürürelibilir bir çalışma planı olmadığı konusunda beni uyarıp duruyor. Ben de, onu aslında uykuya değil bir şeyler yemeye ihtiyacı olduğuna kandırmak için  habire tıkınıyorum. Evin tam karşısına denk gelen bina yıkılalı birkaç aydan fazla oluyor. Yeni inşaat başladı. Dün akşam koca bir kepçe girdi sahaya. Bugün de hafriyat çalışması var. Bu işe en çok oğlum sevindi. İnşaat kamyonlarını çok seviyor. Ben de, bilgisayarım fiziksel hafızanın dibini görüp de maviye düşmeden sadece 10 saniye önce işi bitirip dosyayı kaydettiğime seviniyorum. Her zaman bu kadart şanslı değilimdir çünkü.

hava yastığı

Türkçeyi Güdükleştirme Hareketinin çok başarılı manevrası sonucu ota boka "hikaye" deme alışkanlığının hepimize yerleşmesinin ardından, bu sıcak günde domates suyumu koydum her zaman nasıl yapıyorsam yine aynı hızda işleri yetiştirememeye devam ediyorum. Çünkü anlatacak hiçbir hikayesi olmayan adam, kendisinden büyük bir otoriteye biat etmeye programlanmış dünya algısını ona ekmek sağladığını düşündüğü adama yöneltip de "aramızda aşk var" diye tanımlarsa, ona bakıp da onun kadar zengin olmak isteyen başka bir ezik de tabi ki çıkar "Çok severim. Isırırım. Yalarım" der . Bu arada elin oğlu dünyanın, bir lidere tapınmaktan çok daha öte şeyler barındırdığını çözdüğünden, çok alakasız, çok farklı şeylerin peşinden koşup durur. Ama domates suyu iyi gitti bu havada serin serin. Dev Hava Yastığından Gökyüzüne Fırlamak | izlesene.com

10'u bekliyorum

Yazın sıcak, kışın soğuk suyla yıkanmayı seven komşu kızın bakire köpeğinin havlaması gibi geliyor her şey, uzaktan çekilir, yakından çekilmez. Tele 10 vardı çok eskiden. Açılmadan önce seksi seksi kadınların "10'u bekliyorum" diyerek reklamını yaptığı kanal sonradan ailenizin kanalı oldu. Ben de 10'u bekliyorum. Çıksa da, yeni bilgisayarı şimdi alıp mal gibi eski sürümde kalmayalım istiyorum. Ama ne işletim sistemiymiş kardeşim, bekle bekle çıkaramadı adamlar. Ama bak, srt desteği varmış. Ailenizin işletim sistemi. Neyse ki mavi ekran diye bir şey var. Her çıktığında, postacının aşağı kapının altından attığı Ticaret Gazetesini mahallenin bebelerinden önce ele geçirebilmişsem okuyorum da memleketin ne kadar dört dörtlük olduğunu görüp ferahlıyorum. Çünkü bir sivilce tanesinin göle düşerken çıkardığı ses kadar zaman dilimi içinde iyi ki yanlış yere sapmışım diye demediğini bırakmamak mı lazım? Tele 10 sonra ne oldu diye merak edenler yoktur büyük ihtimalle ama yine de ...

her şeyin sebebi

Bazen böyle her şey üst üste ve çok saçma sapan gelir. Mesela, bu ay doğru düzgün bir finansal giriş yoktur, olanın da alayı arabaya gitmiştir, ama yetmezmiş gibi haşırt diye kaza yaparsın. Neyse ki trafik sigortası diye bir şey var o ayrı bir şey de, hani mesela geniş çerçeveden resmin tamamına baktığında her şeyin kötüye gittiğini kendinden daha fazla saklayamayacağını fark ettiğin bir an vardır. "Dur ya, tam şu köşeyi dönünce düzelecek." derken, park yerindeki boş yeri sana kaptırmamak için panik atak geçiren amca, senin zaten yeri ona boraktığını anlamadan acele acele geri geri manevra yaparken haşırt diye sana geçirir. Hem de aynı gün. Ben mevzuyu çözdüm arkadaşlar, bunların hepsinin suçlusu cehape zihniyeti. Menderes asılırken MHP neredeydi hâlâ araştırılıyor ama Uhud Savaşı'nı kaybetmemizin arkasında bile bu zihniyet var. Kesin bilgi. Koskoca başbakan söylediğine göre vardır bir bildiği.  Öyleyse bu ay ayrıntılarını tek tek vererek kendi canımı tekrardan sıkmak is...

tepesine uçan daire düşen evin kırmızı kiremitleri

Sevgili Dostum Don Kişot, Bizim buraların mafyası meşhurdur. Bunlar uyuşturucu yüzünden sürekli savaşıp birbirini öldürür. Bir de bunların araba takipleri falan meşhurdur. Yolda bir yere giderken  böyle makas üstüne makas atan tipler, emniyet şeridini ihlal edip tam gaz gidenler falan varsa, pek ilişmeyiz. Bunlar mafya olabilir çünkü. Ama devletimiz bu mafyayla falan çok iyi savaşıyor, hamdolsun. Mesela herkesi madenciliğe özendiren bir programları var. Çünkü insanlar madende bir kazada ölürse, o güzel bir ölüm olur. Hepimiz gıpta ediyoruz o ölümlere. O yüzden de herkes sıraya girdi, madenci olmak istiyor. Ama madenci olmak kolay değil. Herkes madenci olmak istediği için sıra var. Normal vatandaşa sıra bir türlü gelmiyor. Hep devlet büyüklerimizin çocukları çalışıyor madende. Torpil büyük yerden tabii. Biz sade vatandaşlar da ne yapalım, mecburen mafyaya falan katılıp birbirmizle savaşıyoruz. madenciliğin ne kadar zevkli bir iş olduğunu gösteren resim

kamyoncu

Hani bir kamyon dolusu mal indirmiş kadar yorgun adamın hikayesi vardı ya, işte o kamyon üzerimden geçmiş gibi hissediyorum. Öyle yani. Vah benim yaşlı kemiklerim. Ve de tabii herkesin kendine göre bir ajandası, kiminin kendine göre saatli maarif takvimi var. Bugün en sevdiğim yemek çimlenmiş mercimek. Çerez gibi yeniyor. Salatası da yapılıyor. Bir de acı çehre diye bir şey var. Yüzde yüz olmasa bile çalışıyor ama ayrıntıya girmeyeyim şimdi. Merak eden internetten aratabilir. Sütü Seven Kamyoncu from Batesmotelpro on Vimeo .

plan program

Bilgisayarımda açılırmış gibi yapıp da açılmayan programların sayısı giderek artıyor. Bir yerden haber beklersin de haber bekle bekle gelmeyince sen de işini ona göre ayarladıktan sonra o yerden haber gelir ya; hah işte, bence sanat ne sanat için olmalı, ne de toplum için. Bence sanat birey için olmalı. Ama hayatı yorumlamak ve bir nebze olsun güzelleştirmek için yapılan sanatın hayatın önüne geçmesi gibi bir durum da var. Birçok insan farkında bile olmadan hayatlarındaki boşluğu bu şekilde doldurmaya çalışıyor. Örneğin belli bir tür müziği seversin, o müziği yapan belirli bir şarkıcıyı seversin, oraya kadar tamam da, o şarkıcının her bir özelini büyük bir saplantıyla takip etmek nedir arkadaşım? Ve işte aynen o şekilde, yapılması gereken bir sürü iş var hepsi de beklemeyi gerektiren başka ön işlerin bitmesine bağlı ve işte ben de sırf o yüzden  Windows 10 gelse daha mı iyi olacak sanki? Yine de bekliyor işte insan. Dan Brown bana neden bir Umberto Eco kadar keyif vermiyor acaba? Y...

uzmanlar günde 7 saat uyku öneriyor

Bir kamyon dolusu mal indirmiş kadar yorgun olması gereken adamın dört saat uyuyup uyanmasının hikayesini yazmak isterdim ama uzmanların da söylediği gibi, o işlerin bitmesi lazım. O yüzden, hazır kahvenin suyu ısınırken bari kamyonun içinde iki tane kitap çıksa da okusam ama annem bana küçükken hep derdi ki "Oğlum, şimdi fırsatın varken uyu çünkü ileride böyle uyuyacak zaman bulamayacağın için pişman olursun." Ben de şimdi aynı şeyi oğluma söylüyorum ama o da beni dinlemiyor tabii. Ama neyse, en azından madalyalarım sıram sıram sıralanıyor. İşleri yetiştirme madalyası hep bana. Aradığın cevap zigonun altında olabilir dedi bana Bond. Van Claud James Bond.

iğrenç görselin iyi reklam olduğunu zanneden hıyara açık mektup

Özellikle gece geç saatlerde iğrençlik sınırlarında dolanan görsel içeren reklamları veren hıyar herife açık mektubumdur. Hepiniz aynı kişi misiniz yoksa bu boktan görselin iyi fikir olduğunu sanan farklı farklı hıyarlar mısınız bilmiyorum ama bakın çok net ifade ediyorum: bir siktirin gidin bilgisayarımdan. Adsense'de çıkan reklamlarda neyse ki "Bana bunu gösterme" diye bir seçenek var da iğrenç resimlerinizi uygunsuz olarak şikayet edebildim. Diğer reklam sistemleri için elimden o bile gelmiyor. Şimdi biliyorum bir de ünlü bir geyik var, o reklamlar dolaştığın sitelere göre veriliyor diye; ama sana cevabım koca bir HADİ LAN olacaktır. Öncelikle, ağzına ahtapot giren, ya da yüzüne ne olduğunu anlaşılmayan ama rahatsız edici bir sıvı dökülen kadın resimlerinin ilgi alanıma girdiğini ima edecek hiçbir siteye girmedim. AMA, hadi diyelim ki böyle iğrenç resimler gösteren sitelere girdim ve giriyorum. Bu, benim kendi seçimimle olan bir şeydir ve hiçbir şekilde, bir söz...

içinden elektrik direği geçen ev

Şimdi,  o teyzeye "Yahu salonun ortasından kocaman kolon geçiyor. Alırken hiç mi sormadın?" diye çıkışmak kolay. Tamam, sorsa daha iyi olurmuş ama kardeşim o elektrik direğinin etrafını betonla çevirip kolon diye kakalayan müteahhidin hiç mi suçu yok? Babamın ilk öğrettiği şeydir belki de, para üstü alırken say diye. Eyvallah, insan hata yapar, herkes para üstünü yanlışlıkla eksik verebilir, ama buradaki gizli niyet başka: çakallarla dans ettiğini bil. Bakkaldan para üstü alırken saymazsam bana geçirebileceği korkusu yaşamayacağım bir dünya istemek çok mu fazla? O kolonun o evin içinde ne işi var diye sorarım elbet ama içine elektrik direği saklayan zihniyetle nasıl yarışayım oğlum ben? Adam alacaklarımı eksik girmiş, "Senin alacağının yarısının ödemesini çıkardık." diyor övünerek, sanki ben işin yarısını teslim etmişim gibi. Ve sanki senin işleri eksik kaydetmiş olman beni bağlarmış gibi. Benim alacağım, senin olduğunu iddia ettiğinden üçte bir daha fazla be panpa...

ama yoğurt güzel olmuş

"D elilik, aynı işi ya pıp farklı sonuç beklemektir." demiş ya hani Freu d, benim bilgisayarım bazen böyle kilitleniy or, kapatıyorum açıyorum, kapatıyorum açıyorum, kapatıyorum açı yorum, kapatıyorum açıyorum, kapatıyorum açıyorum, kapatıyorum açıyoru m, düzeliyor. Üstelik bu arada kitap falan da okuyorum ama kitap okudu ğum için manavın beni kazıklamasına engel olamıyorum. Ha bu arada, bunu da Oğuz Atay söylemiş, onu da ara not düşeyim. Anneler gününd e köşe başına tezg ah açan çingenelerin sana o çiçeği norm alinden daha pahalıya sa tacağını bilmekle her şeyi normalinden daha pahalı yap an yetkili servise gitmek ar asında prensipte bir fark yok. Buradaki nüans olsa olsa y ediğin ka zığın hacmi dir ki zaten ben benzini hep 50 liralık aldığım için Türk lirasının dolar karşısında eriyip gitmesi beni etkilem iyor. Ama yoğurt güzel olmuş. İ yi tutturmuşum yani. Sırada göller var. Birileri imara açmadan önce kendime mayalanacak bir göl tutayım. Netice itibariyle kazan bu, i...

selanik kurabiyesi part 4

Hadi dünü saymayalım neden saymayacaksak ama bu güzelim Cumartesi gününü haldır huldur çalışarak geçiriyorum ya, bitmese de bitirme aşamasına çok yaklaştığım şu elimdeki iş için alacağım para, arabanın tamiri için ödediğim paranın üçte ikisi ancak ediyor. O yüzden ben de diyorum ki, Selanik kurabiyesi yanında beyaz peynir ve kahveyle çok iyi gidiyor. Ama peynir sayılmaz tabii, çünkü peynir neyin yanında gelse onun lezzetini birkaç misli artıran bir auroya sahip. Özellikle tek başına geldiğinde kendi kendisinin lezettiğini inanılmaz bir şölene çeviriyor. Yarın anneler günü, onu Selanik kurabiyesi, yanında beyaz peynir ve kahveyle çok iyi gitmesiyle bilinir. da unutmamak lazım tabii, ama merak ediyorum mesela, bundan 10 yıl önce, 12 yıl önce, hatta 15 - 20 yıl önce yine böyle çeviri yaparken akıp giden zaman karşılığında aldığım parayı kime iade etsem bana o zamanı geri verir acaba? Bak aslında, ben sebep ve sonuç ilişkisine kaderin cilvesinden daha çok inanırım; yani şimdi o ar...

pembe kaptaki yoğurt

Arabalardan hiç anlamıyor olmanın en kötü yanı serviste fena halde kazık yediğin hissine kapılman değil, sonradan "Kazık yemişsin abi." diyenlerin çok olması. Ama en azından yoğurt yaptım ben bugün. Hazır sütçü gelmişken alayım dedim, sonra "İyi de ben bu kadar sütü ne yapacağım şimdi?" dedim. Malum, hanım ameliyattan yeni çıktı. Annesinde kalıyor, çocukla beraber. Ben de evde iş yapıyorum. Ama keşke "Şu kadar işi şu kadar saatten kısa sürede bitirirsem film seyrederim." demeseydim. Uzunmuş film. Hayır, ben de biliyorum kazık yediğimi ama en azından faturasıyla yedim. Normal tamirciye gitsem, yediğim kazığın belgesi bile yok. Ayrıca doğruya doğru, arabanın sıkı bir elden geçmeye ihtiyacı vardı. "Ben," dedim, "en iyisi bu sütten yoğurt yapayım." Zaten hazır kaynatıp soğumaya bırakmışım, o da tam kıvamında ılımış, yaktım fırını 2 - 3 dakika, bir güzel ısıttım. Sonra evde bulduğum ilk boş kaba verdim sütü, verdim mayayı, verdim fırın...

Küçük Kadir İyi Olsun

Küçük Kadir'i toplam üç gün içinde aralıklı ve kısa süreli olarak gördüm. Onunla hiç konuşmadım ama onu gerçekten çok sevdim. Eşimin ses telleriyle ilgili bir sorun yüzünden ameliyat olması için yattığı hastanede aynı odayı paylaştık. Belki de en çok, serum bağlamaya gelen hemşireye direnip bütün saflığıyla "İzin vermiyorum! İzin vermiyorum!" diye bağırmasını sevdim, sadece dört buçuk yaşındaki Kadir'in. Oğlumdan 15 ay, yeğenimden sadece 9 ay büyüktü. Ve bir de, "Anne, babam nerede? Babam ne zaman gelecek?" diye sorup durmasını çok sevdim. Babası geldiği zaman onunla el ele tutuşup hastane içinde tur atıyorlardı. Annesi, "Eğer hemşireleri dinlemezsen iyi olmazsın. Buradan gidemeyiz sonra." dediği için seruma ister istemez izin veriyordu; ama neden orada olduğunu bilmiyordu. Aslında annesi de bilmiyordu. Bizim orada olduğumuz süre içinde kulağının hemen arkasında aniden beliren şişliğin sebebini henüz bulamamışlardı; ama serum üstüne serum verdi...