Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

yağmurlu bir mart günü

Sevgili Cumartesi günü, Böyle yağmurlu bir Cumartesi günü ne yapılır dersen tabii ki atalarımız demiş ki işleyen demir ışıldar. Ananemlerin evinde Yedi Cüceler'den birkaç tanesinin yarım metrelik bibloları vardı ve ben severdim onları ama şimdi ne o ev kaldı ne de o evi hatırlayan belki birkaç kişi o gün biraz sohbet edelim dedik ama benim yine işim vardı. Ama bak aklıma geldikçe sinirleniyorum, ben sana bu adamların yolsuzluklarını anlattıkça alnı secde gören adamı neden sevmediğimi sordun ya bana, neyse, atalarımıza saygı, sonuçta yedi cüceler demiş ki "Bal tutan parmağını yalar." Ha bir de, ıspanağın kilosu üç liraydı bugün pazarda. Druidic dreams from zaraelisabeth on 8tracks Radio .

ince inşaat taktikleri

Çünkü tam evine temel attığın sırada mahallenin muhtarı gelip daha ucuz beton kullanmanı söylerse ve ardından 10 kişi daha gelirse ve bir 10 kişi daha gelirse ve hepsi birden sana ucuz beton kullanmanı söylerse, hepsi birden mi haklı olur? Ama Kabataş'ta 100 kişinin yarı çıplak dolaştığının yalan olduğuna inandıramıyorsam seni e tabii camide içki içtiklerine de inanırsın, ve sanki benim bu ülkeyi yönetenlerle derdim onların namaz kılıp kılmamasıymış gibi bir de kalkıp beni dinsizlikle suçlarsın, sanki başkasının kıldığı namaz seni cennete götürecekmiş gibi, ama sen yine de evine sağlam beton atmak istersin de ben sana övünüp durduğumuz o kapatılan IMF borcunun benim bakkala olan borcum kadar olduğunu söylediğimde tabii ki ona da inanmazsın. Oysa, madem ki kalabalığın dediği olur, o zaman yerçekimi kanunu da kaldıralım da hep beraber uçalım. Bağırıp çağırınca sen şeker hastası olduğun için ben alttan almalıyım ama daha bu sabah ölçtüm, benimki de 156 çıktı, onu ne yapacağız? O da...

üşengeç yazar

Müziklerini, iş dönüşü otobüste uyurken iki arada bir derede gördüğü rüyadaki evin kibrit çöplerinden maketini yaptırmak için gittiği yaşlı kibrit çöplerinden ev maketi yapma ustasının gençliğinde aşık olduğu kızın başkasıyla evlenip torun torbaya karıştıktan sonra onu bir türlü unutamamasının hikayesini yazmak isteyen genç bir yazarla ilgili bir roman tasarlayan ödüllü ama modası geçmiş yazarın müzisyen arkadaşlarının yapmasını istediği bir macera filmi çekmek isteyen yönetmenin başvurduğu zengin ama görgüsüz sponsorun filmle ilgili her şeye karışmasını konu alan bir komedi skeçi yazayım diyorum. Ama üşendim bak şimdi. Lazy by Tusami on DeviantArt

steve albini açmazı

Steve Albini diye bir adam var. Burası yeteri kadar kalabalık çeken bir blog olsaydı, "Daha yeni mi duydun? Ben onu Big Black" günlerinden tanıyorum diye atlayam adam illa çıkardı ya, işte olur da öyle bir yine çıkarsa diye yazıyorum:  Tebrik ederim. Lütfen en yakın Kültür Bakanlığı Punk Rock Ana Bilim Dalı Şubesine giderek benim adımı verin. Ödül olarak davul tozunuz hazır. Ama şunu da ilave etmek isterim, kesin bilgi diyemesem bile son hesaplarıma göre hayatımın yaklaşık olarak son 28 yılını, heavy metal ağırlıklı olmak üzere rock müzik dinleyerek geçiren biri olarak, ben bu adamların adını hiçbir zaman ezberlemeye kalkmadım. Hani sabah kalkınca Sepultura dinleyen adamlar vardı ya, sabah kalkabilseydim o ben olurdum. Ben öğleden sonra kalkar kalkmaz Sepultura dinleyen adamdım. Ama "Madem öyle, say bakalım şu Sepultura'yı." deseniz, joker hakkımı bile kullanmam. Bana ne lan derim. Öte yandan, bu adamların aklı başında olanlarının hiçbirinin de birilerinin a...

yemeğe üfleyen adam

Beş kişi bir gün bir lokantaaya yemek yemeye gitmiş. Ispanak söyemişler. Ispanak gelmiş. Üzerine yumurta koydurtmuşlar. Sonra tuz ekmişler. Sonra su içmişler. Sonra hesabı ödeyip kalkmışlar. Yemeklerini üfleyerek yemişler. Akşam olunca evlerine gidip uyumuşlar.

zencefilli kurabiye ve fiyat istikrarı

Sevgili ve değerli dostum Sürpriz Yumurta Robotu, Bizim oğlan pek tatlı düşkünü değil. Diğer çocukların balıklama atladığı şekerleri, çikolataları şöyle bir tadıyor, beğenmeyip bırakıyor. Ama sürpriz yumurtayı çok seviyor. Bizden hep sürpriz yumurta istiyor. Onu da, tahminimce o sürpriz etkisini sevdiği için istiyor; yoksa içinden çıkan oyuncakımsılara pek rağbet ettiğini de görmedim. Kim yedi benim çikolatamı? Ama bak, şöyle bir şey de var: O yumurtaları bize aldırıyor, sonra hevesle açtırıyor, sonra çikolatasından bir iki ısırık alıp bir kenara koyuyor. Peki, kalan o çikolataları gecenin bir buçuğunda kim yiyor? Bak şimdi, portakal deyince aklıma geldi yalnız, paketten bir tane ıslak mendil almaya çalışırken, bir tane çektiğin halde 5 -10 tanesinin aynı anda gelmesine uyuz oluyorum çok fena. Ama bak, hakkını yememek lazım: Çarşamba günü iş gönderip Cuma gününe, Cumaya kadar dolu olduğumu öğrenince mutlaka Pazartesi gününe teslim beklerken benim de bir özel hayatım olabi...

kahve içmek için en iyi zaman

Bir yerlerde okumuştum, sabah kahve içmek için en iyi zaman ilk uyandığınız zaman değilmiş, çünkü uyandığınızda vücudunuz kendinize gelmeniz için gereken kimyasalları salgılar diye. Ben kahveyi tadını sevdiğim için içerim ama evde açık makas bırakmak uğursuzluk getirir derler. Bir de elden ele bıçak geçirirken "tüü" diye yalancıktan tükürme geleneği var. Batıl inanç tabi. Yoksa kavga çıkarmış. Ama zaten evde her şeye karşı sonsuz bir ilgisi olan bir çocuk olduğu için, makasın açık ya da kapalı olması fark etmeksizin ortalıkta durmaması gerekir. Hatta o dönem aynı konuyu işleyen birkaç yazıya daha denk gelmiştim. Hepsi de kahve içmek için en iyi zaman olarak uyandıktan sonraki bir - bir buçuk saati öneriyordu ve kuvvetle muhtemel zaten aynı kaynaktan referans alıyorlardı. Ama sonra onların söylemediği küçük bir ayrıntı olduğunu fark ettim. Fakat mevzu buysa, sadece makasları değil bıçakları da ortalıkta bırakmamak gerekir. Ve tabii tonavidaları ve tabii toplu iğneleri, hatta t...

aslında pasta da yok

Hazır yeni yılın ilk çeyreğini bitirmeye şunun şurasında yarım ay kalmışken, gittiğimiz yönün senenin başında aldığımız kararların tam olarak neresinde olduğunu irdeleyen var mı? Mesela tam şurada bir çilek resmi olun. Çok da çilek sevmem halbuki. Pudra şekerine abanmaktan başka bir numarası yok. Bir evde en sık duyulan konuşmalar "Komşuya şu kadar doğal gaz gelmiş, bize bu kadar gelmiş. Size ne kadar gelmiş?" minvalinde geçiyorsa eğer, doğal gaz dediysek, gelen kendisi değil, faturası tabii ki. Elektrik de olur. Çünkü maaşını dolar olarak almayan sade vatandaşı etkileyen bir durum yok. Onu, doların yükseldiğini gördükçe varını yoğunu bozdurup dolara yatıranlar dert etsin. Eskiden çilekler böyle değildi ama bak. Küçükken en sevdiğim bitkiydi benim çilek. Sonra ne olduysa bozdular. Böyle kocaman, neredeyse elmayla kapışan, tatsız tuzsuz bir şey yaptılar. Anca pastaya konunca bir şeye benziyor. Pasta deyince aklıma geldi. Pastadan pay kapamıyorsan hiç dert etme. Gözlerini ...

kendine getirme servisi

Sabah beşte yatıp saat dokuzda yataktan "lan iş yetişmiyor" diye fırlayınca tenis dersi kaçtı tabii. O değil de, alınamamış uykunun hıncı öğleden sonra yavaş yavaş kendini vurmaya başlayınca, ben de kendimi kahveye vurmak durumunda kaldım haliyle. Tabii ben hep 50 liralık benzin aldığım için doların sürekli yükselmesinden hiç etkilenmeyen sade vatandaş olmadığım için, Grooveshark gibi sevdiğim bir platformun bedava sürümünü yok denecek kıvamda kısıtlamasına üzülmedim değil ama neyse ki 8tracks diye bir şey var da dinlediğim müziklerle azıcık kendime geldim. Spotify desen, oldum olası sevmemişimdir. Bunlar 5-10 sene önce gene bir açıldıydı Türkiye'ye sonra kapandıydı ama. O yüzden midir bilmiyorum ama pek sevmem onları.                         Forced to Rock from diggybae on 8tracks Radio .

ne kadar ekmek o kadar ekmek

Aslında bir dilim ekmeğin üzerine tereyağını sürdükten sonra üzerine bir tutam tuz, bir tutam da karabiber dökmenin tarifini verecektim ama baktım hepsi zaten aynı cümlenin içinde bitiyor, ben de vazgeçtim. Hani mesela sen "Seni ödeme sırasına aldık." diyorsun ya bazen bana, ve o sıra bana zor geliyor ya, hah işte ben mesela aynı şeyi arabama gaz alırken diyemiyorum bak. Benzincilerde sistemi çok iyi oturtmuşlar. Sıra hemen geliyor. Ben de onun yerine, "20 liralık at." diyorum. Memlekette karizmayı çizdirmediğimiz bir pompacılar kalmıştı, o da olsun. Parada pulda gözüm yok, araba beni tenis kortuna götürsün yeter. Tamam, anladık, D vitamini insandaki kronik yorgunluğa iyi geliyor, ben bizzat şahidim ama gecenin neredeyse dördü olmuş ben hâlâ çalışıyorsam bunun altındaki faiz lobisini iyi araştırmak lazım. Resmi gazetenin yalan haber yazdığına inanan amcanın kafasından verin bana. Hep elli liralık benzin almak ve doların yükselmesinden etkilenmeyen sade vatandaşlarda...

zebra perdenin intikamı

Ben küçükken çim adamlar yoktu. Çim adamlar çıktığında, evde böyle bir şey bulundurmanın hoş olabileceğini düşünme yaşımı çoktan geçmiştim. O yüzden, bazı olaylara çim adam penceresinden bakınca bazı şeyler bana çok manidar geliyor. Tetris de mesela çok yıllar sonra çıktı. Nereden baksan lisedeydim. Tetris dünyayı ele geçirmeye çalışırken çim adamlar ona yardım etti. Bu da çok manidar. Faizler düşmüyor ama dolar çıkıyorsa eğer, bundaki manayı burada aramak lazım. Yalnız, senin seçmenin bütün parasını apar topar dolara gömdüyse, sen şimdi alacağın radikal önlemlerle doları çat diye düşürmeden önce bir düşün bence. Çünkü doların fırlaması sade vatandaşı etkilemez. Çim adamları etkiler. Onların da kafasından suyu basınca saçı uzar. Ama ben anlamyorum, bu ülkenin yüzde elli ikisini arkasına almış bir irade neden yer çekimi kanununu kaldırmaz? O kanun bir kalksa var ya, uçarız, uçar. Ama işte bize mani olmak isteyen bazı güçler var. Biz onlara manidar diyoruz. Sırada kış ayları var. Onu da ...

beşinci

sevgili mavi ekran, bilgisayarımın açılmış gibi yaptıktan sonra iş yapar vaziyete gelmesi aşağı yukarı 15 dakikalık bir zaman dilimini kapsadığına göre, bugün ardışık dört kere kendini göstermen sayesinde 45 dakika kadar falan kitap okuma fırsatı bulduğum için sana teşekkür ederim. Bu da günlük kitap okumaya ayırabildiğim ortalama zamandan 43 dakika falan daha fazlası demek -ki arada bir de "noluyo lan?" diyerek güvenli moda geçişim var ama o kısa sürdü, hadi onu saymayalım.  Ayrı yazılması gereken -ki ekine dikkat ederim ben. Ayrı yazılması gereken -de ekine de dikkat ederim ki o zaten "dahi" anlamındadır. Yani çok zeki. Örnek vermek gerekirse, "Biz konuşurken -de -da eklerini ayırıyor muyuz?" diyen bir serseme denk gelmiştim bir gün. Dahi anlamı onun için kullanılıyor diye tahmin ediyorum.  Çünkü bazen her şey yolunda gidermiş gibi görünürken bazen nereden çıktığı belli olmayan mavi ekranlar insanı paniğe sürükler çünkü bir tane olabilir, h...

dolar almış başını gider iken

Sevgili domates suyu, Yalnız o bakışlar bakış değil, ben sana diyeyim. Bu aralar aramızın biraz mesafeli olduğunu biliyorum. Bu durum beni de üzüyor aslında ama kahve suyu nedense bu aralar bana daha bir cazip geliyor. Çünkü sonuçta D vitamini eksikliği diye bir şey var, bak onun bir de ampulü var, ekmeğe sürüp yiyorsun; çünkü uzmanlar demiş ki: Eğitim şart. Günde en az yedi saat uyumak sağlıklı bir vücut için şattır ve tabii Karatay Hoca söyleyince o ampulleri bulmak zorlaştı. Ama hazır tanesini 2 liraya bulmuşken almak lazım, çünkü dolar bu, yerinde durur mu? Sade vatandaşı etkilemez tabii, ama D vitamini içen yorgun vatandaşı etkileyebilir. Bir de elma sirkeli su var. Bal karıştırıp içiliyor.  Öyleyse ne demiş atalarımız, müsait bir yerde inecek var.

müsait kafalar

Sevgili perşembenin gelişi, yoktur aslında bizim birbirimizden farkımız, çünkü dangalak herifin teki TDK sözlükte "müsait" kelimesinin karşılığı olarak dangalakça bir şey yazdı diye hemen ne kadar faşist refleksimiz varsa alayını çalıştıralım dimi ama? bütün cinsiyet ayrımcı kelimeler sözlüklerden çıksın isteriz. tabi lan, sözlük bu, içinde hiç insanlarımızın kullandığı gerçek kelimelerin gerçek anlamları olur mu? bütün ayrımcı kelimeler kalksın. "kaşar" kalksın mesela. "yollu" kalksın mesela. mesela biri bir gün birine "kezban" dediği zaman başka biri sözlüğe baksın ama bulamasın ne denmek istediğini. "orospu" da kalksın. bir bakarsın kelimeyi kaldırdık diye orospuluk da kalkar belki. çünkü ancak böyle çözebiliriz biz bütün sorunlarımızı.  bak sevgili dostum, her toplum hak ettiği şekilde yönetilirmiş ya, işte biz aynen hak ediyoruz bu şekilde yönetilmeyi çünkü toplumsal olaylarda yanlış bir şeyin tam tersinin de eşit derecede y...

börnüme vurdular börnüm ağrıyor

Sevgili Mart,  İnsanın dişi neden hep en münasebetsiz zamanda ağrır?  "Diş ağrsının münasebetli zamanı mı olur, lan dingil?" dediğini duyar gibi oluyorum, sevgili Mart. Doğru, haklısın, olmaz tabii. Ama şimdi bak, hayatımın "Lan bir kanal tedavisi kaç paraysa kaç para. Gider hallederim." dediğim bir dönemi de oldu tabii ama bu dönem öyle bir dönem değil. Bu dönem, "Lan şimdi bir kanal tedavisi kaç paradır Allah bilir?" dönemi. Bak şimdi öyle deyince alıma geldi. Bizim alt kapı zor açılıyor. Otomata bastığında, aşağıdaki kişinin o kapıyı haldır huldur ittirmesi lazım ki ancak açılsın. O zaman insan merak ediyor tabii sevgili Mart, hani birtakım milletvekilleri adayları din, iman ve Osmanlı motifli resim ve sloganlarla adaylıklarını ilan ediyorlar ya, ha işte, bu insanların mesela sürekli artan dolar hakkında ne düşündüğünü merak ediyorum ben.  "Dolar normal vatandaşı etkilemiyor ki." dediklerini duyar gibi oluyorum sevgili Mart. ...

izlandanın ecdadı

Sevgili Mart, Çok affedersin ama "Kazmamı küreğimi aldım, seni bekliyorum." diye bir espri yapmazsam pencereden bakınca gördüğüm şu soğuk havaya haksızlık olur. Bu dolar neden yükselip duruyor, bunu bilen var mı? Aklıma, yıllar önce çalıştığım bir şirketin bağlı olduğu üniversitenin kampüsünün içinde bir yerlerde servis beklerken, benimle birlikte servis bekleyen diğer iki kişinin konuşması geliyor. Aylardan bir kış ayıydı ve adamlardan biri diğerine "Ee, yaz yazlığını yapacak, kış kışlığını yapacak." demişti. Kafamın içine çakılı kalan bu laf için o adamı hiç affetmeyeceğim. Ama kazma kürek başka tabii. O atasözü. Ecdadımızdan kalma. Ecdad deyince aklıma geldi. Vikings diye bir dizi var. Nasıl bir şey o öyle? Kimin eli kimin cebinde belli değil. Hayır, İzlanda'nın padişahı hiç mi demiyor "Biz ecdadımızı böyle bilmeyiz." diye? Ama bak şimdi, çok emin değilim, o yüzden kimsenin günahını almayayım, Norveç de olabilir. Ya da İsveç. Ama sahi, bu ...