o değil de, domates suyunun üzerine serptiğimiz karabiber bu kadar zamlanmasaydı iyiydi. yine de tabii, telefonu bataryasını değiştirmek için verip de bozulmuş almak ama tabii hakikatli esnafmış, ekran kartı değişimini bedava yaptı. domates suları da pahalı tabii. geç fark ettim gerçi, hatta rüyanın içinde yaşamam gereken aydınlanmayı uyandıktan sonra fark ettim o rüyadaki köyün delisi bendim. o yüzden kim ne dese çocukça bir saflıkla yapıyordum ve de tabii malum, benzin de çok pahalı ve artık bir yerden bir yere gitmek, o hayvan bütün gece susmadı, sabah kalktığımda hala ağlıyordu; teyze gülüyordu. ve ben ne yaparsam yapayım kimsenin itiraz ettiği yoktu.
Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir. Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir. Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...
Yorumlar
Yorum Gönder