Ssırf hafızam çalışsın diye pi sayısının ilk 10 hanesini ezberledim ama onu da yanlış ezberledim sanırım. Eve hoş koku versin diye aldığım nane yağının ucuzuna kaçınca doğru düzgün koku vermemesi, artık iyisine param yetmiyor diye ucuzundan aldığım kahvenin tadının bile olmaması gibi bir şey bu. Aslında uyumak isteyip de iş güç aklına gelince uykusu kaçmak gibi bir şey. Ve bir de hayatım boyunca biriktirdiğim paranın, başına geçtiği yardım kurumunun tüm iştiraklerinden kendine maaş bağlatan adamın aylık kazancına bile erişememesi gibi bir durum var. Bırakın adamın maaşına yetişmeyi, ben o adamın çocuğunun arabasının tekerleğini bile alamam. E tabii, sonuçta liyakat önemli. Adamın ticari zekası var tabii. Milletin parasıyla yaptırılan çadırları, milletin başka bir yardım derneğine gönderdiği paralar karşılığında satmış adam. Öyle herkes yapamaz bunu. Liyakat önemli demiş miydim?
Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir. Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir. Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...
Yorumlar
Yorum Gönder