Doğalgaz faturasının bu ay asgari ücretin 10'da biri kadar değil de 12'de biri kadar gelmesine sevinmek, peynirin kilo fiyatıyla etin kilo fiyatının başa baş yarışını endişeyle takip etmek, iyi kahvenin artık alamayacağım kadar pahalı olmasını kabullenmek, ya da işte ne kadar çalışırsam çalışayım kredi kartı ekstresinde yazan meblağı yakalayamadığım gibi sıradan beyaz yakalı dertlerimi utanç içinde yerin dibine gömen bir felaket yaşadık.
Pahalı mahalı, yine de başımı sokabileceğim sıcak bir yuvamın olmasının aslında ne büyük bir lüks olduğunu hatırlatan kocaman bir yıkım.
Ve ben hâlâ kendi küçük dünyevi dertlerimle boğuşmanın milyonlarca insanın hayatının birkaç dakika içinde yok olmuş olmasına karşı bir haksızlık olacağını düşünürken, birilerinin çıkıp bu yıkım karşısında en az depremin kendisi gibi yıkıcı sonuçlar doğuran beceriksiz yönetimi savunabilmesi için nasıl bir mideye sahip olmak gerekir?Deprem felaketinden kurtulmayı başarmış inanları sel felaketinde kaybetmek, "Evet insanlar öldü ama toprak da suya kavuştu." diyebilecek kadar akıldan ve vicdandan yoksun laflar edebilen insanların yöneticiliğine tapınmak için nasıl bir dünyada yaşamak gerekir?
Yorumlar
Yorum Gönder