Ana içeriğe atla

verimsizlik

Güne bir bardak suyla başlamak enerji verirmiş diye duydum. Ben garanti olsun diye hem suyumu içiyorum hem de yanında bir fincan kahvemi içiyorum. Ne de olsa bugün babalar günü.


İşte o yüzden, onca işimin gücümün arasında altı aylık yeğenime sadece bir tane tulum almak için benim bütün gardırobumu baştan düzmeme yetecek süreden daha fazla zamanı mağaza mağaza gezerek harcamayı görmezden gelebilirim (gelemedi).

Ama öte yandan, verimsizlik yarışında başka hiçbir şey, sabah sabah internet kesilip de uzunca bir süre gelmeyerek bu aralar sık sık başıma gelen anlık kesintilerden biri olmayabileceği izlenimi verince değerli Türk Telekom çalışanıyla telefonda yaptığım konuşmanın eline su dökemez.

Ben sadece sorun benim modemde mi yoksa hatlarda mı bir sıkıntı var onu öğrenmek istemiştim. Ancak, kendisine ezberletilmiş cevaplar dışında konu hakkında zerre kadar bilgisi olmadığı izlenimi veren sayın çağrı merkezi görevlisi, bana inatla Türk Telekom'un bilmem ne programını çalıştırmam gerektiğini söyleyip durdu.

İnternetim olmadığına göre söz konusu programı indirmeme olanak olmayacağı ayrıntısını tartışmayı gereksiz bularak, telefondaki hanımefendiye eğer yapmam gereken modemin ayarlarını sıfırlamaksa, modem ayarlarında elle değiştirmem gereken dört tane değer olduğunu, bunların ne olduğunu hatırlamadığımı ve bunları bana söylerse benim için yeterli olacağını söyledim. Aldığım cevap yine aynı oldu: bilmem ne programını çalıştıracakmışım.

Oysa benzer bir diyaloğu birkaç yıl önce başka bir çağrı merkezi çalışanıyla yaptığımda, karşımda neyi sorduğumu anlayan ve cevabı bilen birileri vardı. Bir şeyleri ezberleyerek değil bilerek söylediği hissini veren ses tonuyla, muhatap olduğum kişinin aradığım kurumu başarıyla temsil ettiği izlenimini edinmiştim.

Gariptir, bu tür görüşmelerden sonra genellikle telefon edip görüşmeyi oylamamı isteyen Türk Telekom bana bu sefer telefon etmedi. Ama ne yalan söyleyeyim, yaşadığım tüm verimsizliğe rağmen muhtemelen zor şartlar ve büyük baskılar altında çalışan bir emekçi kardeşime zayıf not vermek içimden gelmezdi.

Zaten sonra hat kendi kendine geldi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...