Ana içeriğe atla

AH O ESKİ RAMAZANLAR

İnsanın böyle günlük tutmak, ne bileyim işte blog yazmak falan gibi uçup gitmeyen ve ileride dönüp dönüp bakabileceği izler bırakmasının en ilginç yanı, gerçekten de arada bir dönüp neler yazmış olduğuna bakmasıdır herhalde. Misal ben 2018 Aralık ayında yazdıklarıma bakıyorum da, ne naif dertlerim varmış öyle benim? Filtre kahvenin kilosunun 100 tl'yi geçmesinden şikayetçiymişim. Tabii öte yandan, aylık kahve tüketim hızım düşünülecek olursa yok lan, bayağı bayağı önemli bir mesele bu hakikaten ama yine de insan şu mevcut günlerdeki dertlerini düşününce kahve fiyatına hayıflanmış olmasına gülümsemiyor da değil bir yandan. Sonuçta bu naneyi dışarıdan ithal ediyoruz. Fiyatının anormal yükselmesi istenen bir şey olamaz elbette ama piyasa koşulları içindeki izahatı makullük çerçevesi içindedir.

Eh be kardeşim, işin gücün olmadığı şu dönemde yerli sarımsağın kilosunun 100 tl'ye çıkmasının izahatı nedir?

Google aramasında gene insaflı bir fiyat çıktı.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...