Ana içeriğe atla

kahve içmek için en iyi zaman

Bir yerlerde okumuştum, sabah kahve içmek için en iyi zaman ilk uyandığınız zaman değilmiş, çünkü uyandığınızda vücudunuz kendinize gelmeniz için gereken kimyasalları salgılar diye. Ben kahveyi tadını sevdiğim için içerim ama evde açık makas bırakmak uğursuzluk getirir derler. Bir de elden ele bıçak geçirirken "tüü" diye yalancıktan tükürme geleneği var. Batıl inanç tabi. Yoksa kavga çıkarmış. Ama zaten evde her şeye karşı sonsuz bir ilgisi olan bir çocuk olduğu için, makasın açık ya da kapalı olması fark etmeksizin ortalıkta durmaması gerekir. Hatta o dönem aynı konuyu işleyen birkaç yazıya daha denk gelmiştim. Hepsi de kahve içmek için en iyi zaman olarak uyandıktan sonraki bir - bir buçuk saati öneriyordu ve kuvvetle muhtemel zaten aynı kaynaktan referans alıyorlardı. Ama sonra onların söylemediği küçük bir ayrıntı olduğunu fark ettim. Fakat mevzu buysa, sadece makasları değil bıçakları da ortalıkta bırakmamak gerekir. Ve tabii tonavidaları ve tabii toplu iğneleri, hatta topsuz iğneleri, ve diğer ne kadar sivri uçlu keser - batar şey varsa hepsini kaldırmak gerekir, çünkü hepimizin bildiği üzere, İstanbul, Avrupa'da konut fiyatları artan üçüncü şehirken, aynı zamanda bugün açıklanan verilere göre Türkiye son 10 yılın en yüksek işssizlik oranına ulaşmış durumda. Eğer kendiniz uyanmamışsanız da alarm sizi tatlı uykunuzdan uyandırmışsa, vücut o salgıları salgılamıyor kesinlikle. Uyur gezer gibi takılıyorsunuz resmen. Ama ben yine de kahveyi kahve olduğu için severim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...