
Bir yerlerde okumuştum, sabah kahve içmek için en iyi zaman ilk uyandığınız zaman değilmiş, çünkü uyandığınızda vücudunuz kendinize gelmeniz için gereken kimyasalları salgılar diye. Ben kahveyi tadını sevdiğim için içerim ama evde açık makas bırakmak uğursuzluk getirir derler. Bir de elden ele bıçak geçirirken "tüü" diye yalancıktan tükürme geleneği var. Batıl inanç tabi. Yoksa kavga çıkarmış. Ama zaten evde her şeye karşı sonsuz bir ilgisi olan bir çocuk olduğu için, makasın açık ya da kapalı olması fark etmeksizin ortalıkta durmaması gerekir. Hatta o dönem aynı konuyu işleyen birkaç yazıya daha denk gelmiştim. Hepsi de kahve içmek için en iyi zaman olarak uyandıktan sonraki bir - bir buçuk saati öneriyordu ve kuvvetle muhtemel zaten aynı kaynaktan referans alıyorlardı. Ama sonra onların söylemediği küçük bir ayrıntı olduğunu fark ettim. Fakat mevzu buysa, sadece makasları değil bıçakları da ortalıkta bırakmamak gerekir. Ve tabii tonavidaları ve tabii toplu iğneleri, hatta topsuz iğneleri, ve diğer ne kadar sivri uçlu keser - batar şey varsa hepsini kaldırmak gerekir, çünkü hepimizin bildiği üzere, İstanbul, Avrupa'da konut fiyatları artan üçüncü şehirken, aynı zamanda bugün açıklanan verilere göre Türkiye son 10 yılın en yüksek işssizlik oranına ulaşmış durumda. Eğer kendiniz uyanmamışsanız da alarm sizi tatlı uykunuzdan uyandırmışsa, vücut o salgıları salgılamıyor kesinlikle. Uyur gezer gibi takılıyorsunuz resmen. Ama ben yine de kahveyi kahve olduğu için severim.
Yorumlar
Yorum Gönder