Ana içeriğe atla

börnüme vurdular börnüm ağrıyor

Sevgili Mart, 

İnsanın dişi neden hep en münasebetsiz zamanda ağrır? 

"Diş ağrsının münasebetli zamanı mı olur, lan dingil?" dediğini duyar gibi oluyorum, sevgili Mart. Doğru, haklısın, olmaz tabii. Ama şimdi bak, hayatımın "Lan bir kanal tedavisi kaç paraysa kaç para. Gider hallederim." dediğim bir dönemi de oldu tabii ama bu dönem öyle bir dönem değil. Bu dönem, "Lan şimdi bir kanal tedavisi kaç paradır Allah bilir?" dönemi.

Bak şimdi öyle deyince alıma geldi. Bizim alt kapı zor açılıyor. Otomata bastığında, aşağıdaki kişinin o kapıyı haldır huldur ittirmesi lazım ki ancak açılsın. O zaman insan merak ediyor tabii sevgili Mart, hani birtakım milletvekilleri adayları din, iman ve Osmanlı motifli resim ve sloganlarla adaylıklarını ilan ediyorlar ya, ha işte, bu insanların mesela sürekli artan dolar hakkında ne düşündüğünü merak ediyorum ben. 

"Dolar normal vatandaşı etkilemiyor ki." dediklerini duyar gibi oluyorum sevgili Mart. En azından Facebook'ta böyle söyleyenlerin çok olduğunu biliyorum. İyi ama sevgili dostum, biz samanı bile dışarıdan ithal ederken Norveç fiyortuyla mı ödüyoruz acaba? Bak fiyort dedim yine aklıma geldi, bizim aşağı kapı zor açılıyor. Otomata basınca ileri geri oynatmak lazım. 

Tabii bir de "Bunlar hep faiz lobisinin işi." diyenler var. Olabilir tabii, lobidir bu, yapar, ama insan yine merak etmeden duramıyor, varını yoğunu bozdurup dolara yatıranların ne kadarı otel lobisi, ne kadarı senin hitap ettiğin seçmen kitlesi, ona bir balmak lazım gelmez mi? Ama insan diyemiyor tabii. Çünkü onlar benle muhattap değil, eskiden yaptıkları dolandırıcılıkları din iman sloganlarıyla örtbas etmekle meşgul.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...