Ana içeriğe atla

kalın kabuklu limon efsanesi

Değerli dostum Kızılmaske,

Tavsiyene uyup, bahsettiğin o doğal antibiyotik karışımını yapmak üzere  kalın kabuklu limon aramak için dışarı çıktım. Söylediğin gibi, temiz ve soğuk hava beni biraz kendime getirdi. Tabii temiz havayı lafın gelişi söyledim. Burada, sizin orası gibi bol ağaçlı, çiçekli böcekli bir ortam yok. Bildiğin bol egzoz ve kömür karışımı mahalle içi havası var. Hatta yeşillik popülasyonu açısından bizim evin dışarıdan daha iyi olduğunu bile söyleyebilirim. Yine de biraz yürümek iyi geldi.

Evdeki çiçek popülasyonundan bir kesit 

Ama bahsettiğin kalın kabuklu limonu bulamadım. Hepsi ince kabukluydu. O yüzden almadım. Bizim buralar butik marketten geçilmiyor, olsaydı kesin bulurdum. Kalın kabuklu limonun bir şehir efsanesi olabileceğinden korkuyorum.

Zaten sevgili dostum, ben bu doğal antibiyotik meselesini anlamış değilim. Gün geçmiyor ki sosyal medyada bir doğal antibiyotik tarifi verilmesin. İyi güzel de, bu antibiyotik dediğimiz şey zırt pırt içilmesi sakıncalı bir madde değil mi? Dahası, belirli bir hastalığı yenmek için içilmeye başlandığında paketin tamamı bitene kadar devam etmek gerekmiyor mu? Şimdi biz doğal antibiyotik alırken neden bunlara dikkat etmiyoruz da kafamıza göre içebiliyoruz? İnsanı sarımsaktan soğutursunuz vallahi.

Ama öte yandan, kahveyi daha küçük ebatlı fincanla içmek iyi oluyormuş.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...