Ana içeriğe atla

kırmızı benekli pinpon topu

Ben Ona Kısaca Mehmet Diyorum'la ben geçen gün "Kahvaltıda ne yesek?" diye konuşurken, önce kahvaltı etmeyi hak edecek kadar erken kalkıp kalkmadığımızı sormak gerektiğine karar verdik. Tamam, geç kahvaltı diye bir şey icat edilmiş ama bakalım bazılarının branç demeyi tercih ettiği bu snob tavra paramız yetiyor mu bizim? "Önce bir sor bakalım." dedi bana Ben Ona Kısaca Mehmet Diyorum:  "Geç kalkmaya paran yetiyor mu senin?"






Avrupa asilzadesi miyiz oğlum biz, sabahın köründe kalkıp da iş yapmayalım. "Ama bugün Pazar." diye itiraz edecek oldum, "Daha iyi ya, başkaları yatarken sen yol alırsın." dedi. "Haklısın." dedim Ben Ona Kısaca Mehmet Diyorum'a.

Bu dünyaya neden geldik? 


Teoriler çok. Kesin olan bir şey varsa, o da danalar gibi yatmaya gelmediğimiz. Öyle olsaydı, dana olarak gelirdik bu dünyaya diye düşünüyorum.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...