Ana içeriğe atla

sütü seven kamyoncu

Bir film çekeyim diyorum. Mesela, filmde, polislerden kaçan kötü  adamlar kaza yapsın. Ama tam kaza yaptıkları yerde kenara çekmiş duran bir araba olsun. Sürücü kadın dışarı çıkmış telefonda eski kocasıyla kavga ederken, kadının küçük kızı da arabada olsun. Ve kötü adamlar bu arabayı kaçırıp küçük kızı da bagaja atsın. Polis, küçük kızı görmediği için arkadan ateş etsin. Kötü adamlar vurulsun, hatta arabayı bir yere çarpsın. Sonra polis bagajdaki küçük kızı görsün. Ve bu arada bir de, kızın annesi aslında o kaçan soyguncunun davasına bakan savcı olsun.

Dün gece yatmadan önce bu pizza dilimini
yemediğim için kendimi çok takdir ettim.


Nasıl? Bu filmi çekmişler mi? Tüh, biri benden önce akıl etmiş o zaman. Öyleyse ben de ne yapayım, domates suyu içeyim bari. Yalnız domates suyu dedim de, bizim Fadime ablanın sütü harbiden çok güzel ya. Market sütlerine on basar. Bir de millet beğenmiyormuş inek kokuyor diye. Süt dediğin inek kokacak tabii hacı, ya ne kokacak?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...