Küçük Kadir'i toplam üç gün içinde aralıklı ve kısa süreli olarak gördüm. Onunla hiç konuşmadım ama onu gerçekten çok sevdim. Eşimin ses telleriyle ilgili bir sorun yüzünden ameliyat olması için yattığı hastanede aynı odayı paylaştık.
Belki de en çok, serum bağlamaya gelen hemşireye direnip bütün saflığıyla "İzin vermiyorum! İzin vermiyorum!" diye bağırmasını sevdim, sadece dört buçuk yaşındaki Kadir'in. Oğlumdan 15 ay, yeğenimden sadece 9 ay büyüktü. Ve bir de, "Anne, babam nerede? Babam ne zaman gelecek?" diye sorup durmasını çok sevdim. Babası geldiği zaman onunla el ele tutuşup hastane içinde tur atıyorlardı.
Annesi, "Eğer hemşireleri dinlemezsen iyi olmazsın. Buradan gidemeyiz sonra." dediği için seruma ister istemez izin veriyordu; ama neden orada olduğunu bilmiyordu. Aslında annesi de bilmiyordu. Bizim orada olduğumuz süre içinde kulağının hemen arkasında aniden beliren şişliğin sebebini henüz bulamamışlardı; ama serum üstüne serum verdiklerine göre ciddi bir şey olmalıydı. Ve bir de, viziteye gelen doktorların ne dediğini tam anlamasam bile, patoloji, onkoloji ve pozitif laflarını anladım. Duyduğum kadarından çıkardığım yarım yamalak sonucun doğru olması ihtimaline karşı, yüreğim o anda cız etti.
Eşim taburcu olurken Küçük Kadir'e gofret hediye ettim. Hasta bir çocuk için elimden başka ne gelirdi ki zaten? "Biz hiç konuşmadık. Ama ben seni çok sevdim. İnşallah iyi olursun." dedim ona, her kelimesini hissederek, her kelimesinde Kadir'in iyi olması için dua ederek.
Son haber aldığımda, akciğer bölümüne nakletmişlerdi Kadir'i. Kulağındaki şişlikle akciğerin nasıl bir bağlantısı olduğunu bilmiyorum. Sadece, o küçük çocuğun iyileşmesi için dua ediyorum.
Belki de en çok, serum bağlamaya gelen hemşireye direnip bütün saflığıyla "İzin vermiyorum! İzin vermiyorum!" diye bağırmasını sevdim, sadece dört buçuk yaşındaki Kadir'in. Oğlumdan 15 ay, yeğenimden sadece 9 ay büyüktü. Ve bir de, "Anne, babam nerede? Babam ne zaman gelecek?" diye sorup durmasını çok sevdim. Babası geldiği zaman onunla el ele tutuşup hastane içinde tur atıyorlardı.
Annesi, "Eğer hemşireleri dinlemezsen iyi olmazsın. Buradan gidemeyiz sonra." dediği için seruma ister istemez izin veriyordu; ama neden orada olduğunu bilmiyordu. Aslında annesi de bilmiyordu. Bizim orada olduğumuz süre içinde kulağının hemen arkasında aniden beliren şişliğin sebebini henüz bulamamışlardı; ama serum üstüne serum verdiklerine göre ciddi bir şey olmalıydı. Ve bir de, viziteye gelen doktorların ne dediğini tam anlamasam bile, patoloji, onkoloji ve pozitif laflarını anladım. Duyduğum kadarından çıkardığım yarım yamalak sonucun doğru olması ihtimaline karşı, yüreğim o anda cız etti.
Eşim taburcu olurken Küçük Kadir'e gofret hediye ettim. Hasta bir çocuk için elimden başka ne gelirdi ki zaten? "Biz hiç konuşmadık. Ama ben seni çok sevdim. İnşallah iyi olursun." dedim ona, her kelimesini hissederek, her kelimesinde Kadir'in iyi olması için dua ederek.
Son haber aldığımda, akciğer bölümüne nakletmişlerdi Kadir'i. Kulağındaki şişlikle akciğerin nasıl bir bağlantısı olduğunu bilmiyorum. Sadece, o küçük çocuğun iyileşmesi için dua ediyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder