Ana içeriğe atla

10'u bekliyorum

Yazın sıcak, kışın soğuk suyla yıkanmayı seven komşu kızın bakire köpeğinin havlaması gibi geliyor her şey, uzaktan çekilir, yakından çekilmez. Tele 10 vardı çok eskiden. Açılmadan önce seksi seksi kadınların "10'u bekliyorum" diyerek reklamını yaptığı kanal sonradan ailenizin kanalı oldu. Ben de 10'u bekliyorum. Çıksa da, yeni bilgisayarı şimdi alıp mal gibi eski sürümde kalmayalım istiyorum. Ama ne işletim sistemiymiş kardeşim, bekle bekle çıkaramadı adamlar. Ama bak, srt desteği varmış. Ailenizin işletim sistemi. Neyse ki mavi ekran diye bir şey var. Her çıktığında, postacının aşağı kapının altından attığı Ticaret Gazetesini mahallenin bebelerinden önce ele geçirebilmişsem okuyorum da memleketin ne kadar dört dörtlük olduğunu görüp ferahlıyorum. Çünkü bir sivilce tanesinin göle düşerken çıkardığı ses kadar zaman dilimi içinde iyi ki yanlış yere sapmışım diye demediğini bırakmamak mı lazım? Tele 10 sonra ne oldu diye merak edenler yoktur büyük ihtimalle ama yine de bu cümlenin herhangi bir yerine tıklayıp bakabilirler.  



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...