Ana içeriğe atla

erik sirkesi ve ceviz suyu

Allah'tan bizim oğlan "Baba ben tek başıma korkuyorum. Odada sen de yanımda dur." diye tutturdu da oturduğum yerde azıcık kestirmişim. Yoksa, tamam her zaman işkolik bir karakterim olduysa da, sevdiğim bir kitabı okumak için yaratabildiğim tek fırsatın insanın kendi biyolojisiyle yalnız kaldığı o özel an olmasında bir terslik var, Sevgili Dolar Kuru. Kokusu pek hoş değil.

Pek öyle hafta sonu takıntım da yok aslında. Hafta içi de olabilir. Hatta istersen, resmi tatil gününü Cuma gününe çekerek batının bir oyununa daha son ver, sevgili Dolar Kuru. Ne fark eder? Ben o günlerden hiçbirini bir koltuğa gömülüp kahvemi içerken sevdiğim bir kitabı okuma günü ilan edemiyorsam eğer, tek sorumlusu işlerin ilk planladığımdan daha uzun sürmesine yol açan teknik aksaklıklar değildir herhalde. Yoksa ünlü Nasreddin Hoca'nın bir gün mahalle berberine söylediği gibi: Kahve bitti, yenisini almak lazım.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...