Ana içeriğe atla

dağcı ile balerin

Bir gün bir balerin bir dağcıyla karşılaşmış. "Ey dağcı," demiş, "söyle bana," demiş, "nedir hayatın sırrı?" diye sormuş. Dağcı "Basit." demiş: Eğer alarmı kuruyorsan çaldığı zaman duyacaksın.

Dağcının bilgeliğinden çok etkilenen balerin hemen gidip kendisine yumurta yapmaya başlamış. Öyleyse buradan bize çıkartılacak bir ders vardır, o da erken kalkanın erken kalkan tavuğun yumurtasını kapacağıdır. Yani Nasreddin Hoca'nın da bir gün demiş olma ihtimalinin olduğu gibi, eğer yumurta yiyecekseniz erken kalkmanız iyi olabilir ama yumurtaysanız deliğinizden geç çıkmanız ömrünüze ömür katabilir.

Öyleyse, sevgili dost, her ne kadar sözleri biraz daha farklı bir şeyi anlatıyor olsa da klibiyle beni son derece etkilemiş olan bu sıradaki şarkı, çocukları ihtiyaç duyduğunda yanında olmayı beceremeyen ve sonuçta çocuklarının da kendisi gibi bok gibi herifler olmasına yol açan, ve bu acı gerçeğin sonuçlarını ancak çok uzun yıllar sonra gözlemlerken bile nasıl bir dingil olduğunu fark edemeyen pabucumun babalarına gelsin:



Ha, siz diyorsanız ki bunlar mühim değil, benim ihtiyacım olan, biri bana sokakta saldırmaya kalktığında kendimi nasıl savunacağımı bilmek, karşımdakini nasıl alt edeceğimi bilmek diyorsanız , ama bunun için de bana hiç tekin gelmeyen mahalle karatecisine gitmek istemiyorum diyorsanız, o zaman siz de bu kitaba bakın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...