Ana içeriğe atla

çıkmaz sokağa bakan adam

Çünkü küçük şeyler sevgili dostum, bize ne kadar yakınsa gözümüze o kadar büyük görünür. Ve de işte bu yüzden bir başkasının umurunda bile olmayan bir mevzu senin için çok önemli olabilir; ama sen bunu dillendirmekten çekinebilirsin. O küçük mevzulardan çok azı çorapla ıslak zemine basmak kadar evrensel olabilir; çok azı telaffuz edildiğinde neredeyse herkes tarafından empatiyle karşılaşır. Hem bak, ne demiş Dostoyevski, Kumarbaz adlı romanında:

Para küçükse, sahibi patırtı çıkarmaktan utanarak tartışmayı sürdürmek istemez. Uzaklaşır oradan.

Çıkmaz Sokağa Bakan Adam
Oysa işte o küçük şeylerdir adamın asabını bozan. Kimseye söylemek istemezsin, çekinirsin, utanırsın belki; ama aymaz, aymaz olmaya devam eder; aldığı her nefes senin sinirlerini bozarken "İyi de ben ne yapmışım ki?" diye sorar. Hangisi aymazın tanımına daha çok uyar acaba, insanı çıldırtacak derecede yediği haltları gerçekten bilmiyor olması mı, yoksa bilip de karşına geçip aptala yatması mı?

İşte bu yüzden sevgili dostum, bütün duraklarda durması gerektiğini bilmeyen kamyon şoförü bir gün intikam almak için seni bir köşede sıkıştırırsa, tek numaran bilgisayar oyunlarında gördüğün ama asla yapamayacağın afilli hareketler olmasın. Bir de bu kitaba bak.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...