Ana içeriğe atla

aslında kaşık var ama bükülmüyor

Değerli ve kadim dostum Bomonti,

Yazıma önce Foucault'un şu lafıyla başlayayım, ileride lazım olacak:
“hapishanelerin, fabrikalara, okullara, kışlalara, hastanelere ve bütün bunların da hapishanelere benzemesi şaşırtıcı değil mi?”

Şimdi şöyle bir durum var, kadim dostum, tam ekmeğe zam gelmediği ama kalitesinin giderek düştüğü üzerine tespitlerimi sıralamaya devam edeceğim sırada TRT'nin "Ekmeğe zam gelmedi ancak fiyatlar arttı" şeklindeki daha da müthiş tespiti üzerine bu konuda bana fazla laf düşmeyeceğine karar verdim.


TRT o twiti çoktan silmiş ama neyse ki keps diye bir şey var.


Oysa hatırlıyor musun sevgili dostum, yine böyle karlı bir gecede şömine başında sohbet ediyorduk. Hani sen elindeki markasını verirsem başıma bir şey geleceğinden korktuğum içkinden bir yudum almış, sonra bana "Lan yine mi kar? Doğal gaz ödemekten anam ağladı şerefsizim." demiştin.

Evet sevgili dostum, yine kar. İnsanın, sahip olduğu meskenin piyasa fiyatı artınca zenginleştiğini zannetmesi ne kadar da büyük bir yanılgıdır oysa ki, değil mi? Çünkü bundan nereden baksan 20 yıl önce, hatta galiba 23 yıl önce öğrenciliğim sırasında bir benzincide çalışırken, oradaki taksici abilerden biri demişti bana: "Ben taksi plakasını satıp da sonra tekrar alabilen adam görmedim." Öyleyse sevgili dostum, elindeki bir malın piyasa fiyatının artmasının sana bir faydası yoksa, o zaman zenginleşmiş sayılmazsın. Yapabileceğin en fazla şey, o malı sattığında eline geçen parayla, fiyatı artmamış ama kalitesi fark edilir derecede düşmüş ekmeklerden daha fazla almak olabilir. Bunun da seni zengin etmeyeceğinin gayet meydanda olması bir kenara, bugün zaten gördük ki zam yok ama fiyatlar arttı.

Yine bugün öğrendik ki sevgili dostum Bomonti, bir öğretmen, okulunun wattsapp grubunda yukarıda andığım yazıyı paylaştığı için okulun müdürüyle tartışmış ve sonrasında da başka okula gönderilmiştir. Çünkü okul müdürünün gayet net olarak ifade ettiği şekilde: "benim vatanıma, milletime, bayrağıma çomak sokan olursa o kırılır."

Şimdi her şey daha net anlaşılıyor değil mi sevgili dostum, ekmeğe neden zam gelmediği ama fiyatların arttığı. Gelecek nesillerini, bir sosyoloğun tespitine ancak kahvedeki Hilmi abi ağzıyla karşı çıkabilen müdürlere emanet etmeyi seçmiş bir hükümet, zam da yapar, üstüne de biner, ve birileri sana bunların aslında olmadığı söylediği zaman sen de inanırsın.

Oysa kaşık var sevgili dostum ama sanılanın aslına bükülmüyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...