Mahallemize yeni açılan fırın çabuk bozdu, kadim dostum Baymarti. Bu fırını sadece evimize daha yakın olduğu için değil, hem sattığı ürünlerin kalitesi, hem de çalışanların güler yüzü için tercih ediyordum. Nicedir gülümseyen suratlarda bir azalma vardı ama bu en fazla iki dakika durduğum bir dükkan için belirli bir dereceye kadar göz ardı edebileceğim bir durum olduğu için ekmek alışverişini yapacak yeni bir fırın arayışı içinde değildim. Ama öte yandan, çavdar ekmeklerinin hem renginde hem de tadında fark edilir bir bozulma olmaya başladı.
Şimdi burada bir açıklama yapmam gerekiyor kadim dostum. Bildiğin üzere, ben Karatay Hoca'nın söylediklerinin taklitçisiyim. Bu minvalde de hatırı sayılır bir ilerleme kaydettim. Kazandığım mevzileri geri teslim etmemek adına da başta hamur işleri olmak üzere bilumum insulin artırıcı yiyecekten uzak duruyorum. Ancak, sırf ben ekmek yemiyorum diye evdeki herkesi de benim gibi hareket etmeye zorlayacak değilim. Yeri gelmişken, ünlü bir Türk düşünürün tam da bu konu hakkında söylediklerini tekrar etmekte fayda görüyorum: Ben o şekil giyinirim, o bayan bu şekil giyinir, herkes hiç kimsenin giyimine karışamaz.
İşte böyle kadim dostum Baymarti, yani ben yemiyorum diye eve ekmek almazlık etmiyorum. Ancak aldığım ekmeklerin fiyatında herhangi bir değişme olmazken kalitesinde fark edilir bir düşüş olduğunu da görüyorum. Beni bilirsin, öyle zengin bir insan değilim; ben sadece, yiyecek içecekte ucuz ve kalitesiz ürüne yönelmenin uzun vadede daha pahalı bir seçenek olduğunun farkına varmış biriyim. Oysa şu mahallede dışarı çıkıp da "Kardeşim tamam, parasını veriyorum. Sen bana kaliteli ürün ver." dediğimde, talebimi karşılayacak bir ticarethane bulmakta güçlük çekeceğim kesin. Başkaları buna ne ad vermiştir bilmiyorum ama ben buna gizli enflasyon diyorum.
Bunlar önemli değil, sen bana, sokakta biri üzerime saldırdığında kendimi koruyabileceğim yöntemlerden bahset diyorsan, o da burada, sevgili dostum.
Şimdi burada bir açıklama yapmam gerekiyor kadim dostum. Bildiğin üzere, ben Karatay Hoca'nın söylediklerinin taklitçisiyim. Bu minvalde de hatırı sayılır bir ilerleme kaydettim. Kazandığım mevzileri geri teslim etmemek adına da başta hamur işleri olmak üzere bilumum insulin artırıcı yiyecekten uzak duruyorum. Ancak, sırf ben ekmek yemiyorum diye evdeki herkesi de benim gibi hareket etmeye zorlayacak değilim. Yeri gelmişken, ünlü bir Türk düşünürün tam da bu konu hakkında söylediklerini tekrar etmekte fayda görüyorum: Ben o şekil giyinirim, o bayan bu şekil giyinir, herkes hiç kimsenin giyimine karışamaz.
İşte böyle kadim dostum Baymarti, yani ben yemiyorum diye eve ekmek almazlık etmiyorum. Ancak aldığım ekmeklerin fiyatında herhangi bir değişme olmazken kalitesinde fark edilir bir düşüş olduğunu da görüyorum. Beni bilirsin, öyle zengin bir insan değilim; ben sadece, yiyecek içecekte ucuz ve kalitesiz ürüne yönelmenin uzun vadede daha pahalı bir seçenek olduğunun farkına varmış biriyim. Oysa şu mahallede dışarı çıkıp da "Kardeşim tamam, parasını veriyorum. Sen bana kaliteli ürün ver." dediğimde, talebimi karşılayacak bir ticarethane bulmakta güçlük çekeceğim kesin. Başkaları buna ne ad vermiştir bilmiyorum ama ben buna gizli enflasyon diyorum.
Bunlar önemli değil, sen bana, sokakta biri üzerime saldırdığında kendimi koruyabileceğim yöntemlerden bahset diyorsan, o da burada, sevgili dostum.

Yorumlar
Yorum Gönder