Ana içeriğe atla

bunu yazarken tarçınlı çay içmiyorum ama içebilirdim de






Bakın çok ilginçtir, telesekreter bizim buralarda pek de tutulan bir icat olmadı. Amerikan filmlerine falan bakıyoruz, bu telesekreter pek bir revaçta, sürekli kullanılan bir icat. Yani o yüzden diyorum, telesekretere konuşamamak bizde çok da mühim mevzudan sayılmadı hiçbir zaman. Tabii Amerikan filmleri yanıltıcı olabilir. Mesela bakın, bu mezuniyet balosu denen kutlama büyük mevzuymuş gibi gösterilir, oysa pek de öyle filmlere konu olacak kadar şey değildir.

Ha şimdi diyeceksin ki, o zaman oğlanı berbere götürmek büyük mevzu mudur? Kerataya yakışıyor aslında o uzun kıvır kıvır saçlar ama yazın çok terleme yapıyor. O zaman ben de ne yapıyorum, hazır yarın servisin 1000 tl fatura çıkardığı benzin pompasını 250 - 300'e değiştireceğini söyleyen tanıdık ustaya gitmişken bir de dişçiye gideyim bari. Haftaya geliyorum dediğimden bu yana iki ay geçti. Gitmişken bir de kahve içerim belki.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...