Ana içeriğe atla

peynir diyin ve kendinize iyi bakın

Vakti zamanında dandik çevirmenlerin cüret organlarından çıkarak evlerimize kadar giren "peynir diyin" gibi saçma sapan bir dublaj Türkçesini geçenlerde oğlumun öğretmeninden duymam garip oldu biraz. Yok hayır, ne kadar genç olursa olsun oğlumun öğretmeninin kızım olacak yaşta olabileceği kadar yaşlı değilim neyse ki; ama yine de kabaca bir hesap yapmak gerekirse, oğlumun öğretmeni kadar bir kızımın olabilmesi için baba olmam gereken yaşlarda bir arkadaşım bana ilk defa "Kendine iyi bak." dediğinde "Acaba espri mi yapıyor?" diye anlamak için biraz düşünmem gerekmişti. Netice: espri falan yapmıyordu. Bu lafı bildiğin Türkçe sanıyordu bayağı bayağı. Oysa ben hiçbir dublaj çevirisinde onlara "peynir diyin" demedim. Ben desem desem "peynir yiyin" demişimdir - ki onu da az önce yedim zaten.




Bunun bireysel emekliliği zorunlu hale getirmekle ne ilgisi olduğunu çözemeyen arkadaşlar ise şu bağlantıyı takip ettikleri takdirde karşılarına çıkan kitabı satın alarak içindeki araba resimlerini yapabilirler. Ve de şu notu eklemem gerekirse, oğlumun öğretmeni aslında çok cici bir kızcağız ve işini de gayet iyi yaptığından eminim. Yani, ana okulda karne yok gerçi ama yine de kırık vermezsiniz değil mi hocam?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...