Vakti zamanında dandik çevirmenlerin cüret organlarından çıkarak evlerimize kadar giren "peynir diyin" gibi saçma sapan bir dublaj Türkçesini geçenlerde oğlumun öğretmeninden duymam garip oldu biraz. Yok hayır, ne kadar genç olursa olsun oğlumun öğretmeninin kızım olacak yaşta olabileceği kadar yaşlı değilim neyse ki; ama yine de kabaca bir hesap yapmak gerekirse, oğlumun öğretmeni kadar bir kızımın olabilmesi için baba olmam gereken yaşlarda bir arkadaşım bana ilk defa "Kendine iyi bak." dediğinde "Acaba espri mi yapıyor?" diye anlamak için biraz düşünmem gerekmişti. Netice: espri falan yapmıyordu. Bu lafı bildiğin Türkçe sanıyordu bayağı bayağı. Oysa ben hiçbir dublaj çevirisinde onlara "peynir diyin" demedim. Ben desem desem "peynir yiyin" demişimdir - ki onu da az önce yedim zaten.
Bunun bireysel emekliliği zorunlu hale getirmekle ne ilgisi olduğunu çözemeyen arkadaşlar ise şu bağlantıyı takip ettikleri takdirde karşılarına çıkan kitabı satın alarak içindeki araba resimlerini yapabilirler. Ve de şu notu eklemem gerekirse, oğlumun öğretmeni aslında çok cici bir kızcağız ve işini de gayet iyi yaptığından eminim. Yani, ana okulda karne yok gerçi ama yine de kırık vermezsiniz değil mi hocam?
Bunun bireysel emekliliği zorunlu hale getirmekle ne ilgisi olduğunu çözemeyen arkadaşlar ise şu bağlantıyı takip ettikleri takdirde karşılarına çıkan kitabı satın alarak içindeki araba resimlerini yapabilirler. Ve de şu notu eklemem gerekirse, oğlumun öğretmeni aslında çok cici bir kızcağız ve işini de gayet iyi yaptığından eminim. Yani, ana okulda karne yok gerçi ama yine de kırık vermezsiniz değil mi hocam?
Yorumlar
Yorum Gönder