Ana içeriğe atla

eski kendime not

Sevgili Önceki Hayatımdaki Ben,

Baktım herkes 17 yaşındaki haline mektup falan yazıyor, "Lan," dedim, "o her bokun cevabını bildiğini sanan anarşik züppeyle ne işim olur?" dedim, "Ve," dedim, "bari," dedim, "ben önceki hayatımdaki kendime not yazayım." dedim.

Sonuçta, herkes eski hayatında kral, kraliçe, prenses, bilemedin zengin bir tüccarın oğlu falan olduğuna göre, eskiden ben de en azından bir dük falan olmuşumdur. "Muhatap alacaksam dükü muhatap alayım bari." dedim.

Başarı nedir, sevgili dük, bunu hiç düşündün mü? İnsan ne zaman başarılı olur? Çünkü uzmanlara bakacak olursak, okulda iyi not almak başarı göstergesi değil, iyi olmasın, çok para kazanmak da başarı göstergesi değil, iyi o da olmasın, eyvallah. Uzmanlar genelde başarının tarifini, aile, huzur, mutluluk falan gibi kavramlarla yapmaya çalışır. O da tamam. Ama şimdi bak, sevgili düküm, aile, huzur, mutluluk dediğin şeyler para olmadan oluyor mu? Ben de isterim parasız da mutlu olmanın mümkün olduğu ideal bir dünyayı ama yoksa da yoktur işte, zorlamanın alemi var mı? Sizin zamanınızda durum nasıldı bilmiyorum ama bizim zamanımızda kirayı ödemeyince aileler dağılıyor genelde.

Ama konumuzdan sapmayalım, değil mi? Başarı nedir? Mesela bizim oğlana sorsan, evin ışıklarını tek başına açıp kapatabilmektir. Mesela bizim hanıma sorsan, bizim oğlana yemek yedirebilmektir - ki öyle böyle değil, gerçekten büyük başarı. Bana soracak olsan...  bana niye soruyorsun, ben sana soruyorum zaten.





Ama bana öyle geliyor ki başarılı olmak demek insanın kendini başarılı hissetmesi demektir. Ve bir insanın kendini başarılı hissetmesi de ancak başkası ona bunu derse olur. Yani, sevgili düküm, kimse çıkıp da "Ben çok başarılıyım lan" demez, dese de pek kıymeti olmaz. Sen ancak, ben sana "Sen başarılısın." dersem başarılı olursun. Hangi sebepten olduğu çok da mühim değil.  Ha, bir de başkasının kendisine "başarılı" demesini sağlamak için aslında yapmadığı bir şeyi yapmış gibi gösterenler var. İlüzyonist falan değilse, o adam başarılı değildir ve içten içe başarılı olmadığını bildiği için de zaten başarılı hissetmez. Ama ilüzyonist falan olmadığı halde, yapmadığı şeyleri yapmış gibi gösterip sonra da aldığı övgülerin gazıyla gerçekten başarılı olduğuna inananlar da var. Yok değil, var, ama onlar klinik vaka zaten.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...