Ana içeriğe atla

masa hep kazanır

Minibüsçüler ilginç insanlardır.

Sabahtan akşama kadar ekmek parası için direksiyon sallamaları takdire değer bir yaklaşımdır hiç şüphesiz, ama bir süre sonra o yollara neden düştüklerini unutup da kendilerini o yolların hakimi sanmaları çok ilginçtir gerçekten.

Öğrencilik yıllarımda bir yıla yakın benzincide çalışmışlığım var benim. Sigortamın erken başlaması dışında bana ne faydası oldu diye sorsanız, "saymakla bitmez" derim. Tıpkı bizim oğlan gibi: "Bir. İki. Dokuz. On." Bazen aklına geliyor: "Sekizi unuttum." diyor. Sonra hadi say baştan: "Bir. İki. Sekiz. Dokuz. On."

Ama bak şu da bir vakıadır, en güzel kadınlarla hep bunlar sevişirler. Ve kavga oldu mu hep bunlar döverler. Ve bir de, öyle bir küfrederler ki, sırf küfrettikleri için karşılarındaki adam kaçıverir. Nereden mi biliyorum? Kendileri anlatıp durdu o bir yıla yakın sürede de, oradan.



Ve işte aşağı yukarı aynı dönemlerde at yarışında bir araba parası kazanan bir arkadaşım olmuştu. "Bu ilk defa olmuyor. Daha önce de tutturdum böyle." demişti. Altında hiçbir zaman araba görmediysem de doğru söylediğinden kuşkum yoktu. Çünkü bana işin sırrını söylemişti: "Bir araba kazanacak altılıyı tutturmak için üç araba parası kadar oynaman lazım."

Masa her zaman kazanır, beyler, bakın ben size söyleyeyim. Arada sırada birlerine aklın almayacağı boyutlarda bir servet çıkabilir, bu da doğrudur, ama büyük sayılara bakmak lazım önce: Masa her zaman kazanır.

"Kitap okumakla manavın beni aldatmasına engel olamıyorum bir türlü." diye yazmıştı Oğuz Atay o ünlü Tutunamayanlar kitabında, ve ne kadar da doğru söylemişti. Doğruları söylediği için midir nedir, minibüsçüler pek tanımaz onu; sabahtan akşama direksiyon salladıkları yolların sahibi olduklarını zannetmeye devam ederler. Bütün dünyada, petrol fiyatları neredeyse küresel çaptaki ekonomik sistemi çökertecek seviyede düşerken neden depolarına koydukları mazotun o kadar düşmediğini sormazlar. Halbuki kitap okusalar masanın hep kazandığını bilecekler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...