Kronik çevirmen yorgunluğu dediğimiz şey ilk yudum kahveyi içene kadardır, ya da belki kendini ne zaman uzandığını hatırlamadığın kanepede uyanırken bulduğunda da olabilir. Acaba diyorum, kendi kişisel tasarruf tedbirlerime Rogue One'ı seyrettikten sonra mı başlasam acaba diyorum, çünkü seyrettiğin her Star Wars filmi seyrettiğin son Star Wars olabilir bu topraklarda, özellikle komşu ülkelerin bahar değişikliğinin adım adım sana yaklaştığından korkuyorsan. Yine de, maneviyata önem veren her öğretinin tembihlediği üzere, insanın endişelerini hayatın kendisinden çok daha büyük bir varlığa emanet ederek olumsuzlukların yükünden kurtulmuş bir şekilde yoluna devam etmesinin dayanılmaz huzurunu tatmak isterim elbette, fakat bu huzur Halep'teki çocukların işine yaramamış pek. Çarşı iznine çıkan gencecik askerlerimizin de.
Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir. Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir. Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...
Yorumlar
Yorum Gönder