Ana içeriğe atla

sürekli uç kıran kalemin mağdur ettiği çevirmen

Ekseriyetle aklıma gelir de, aradan geçmiş otuz yıl, ne o sayın öğretmeninim adını hatırlıyorum ne de yüzünü, ve de muhtemelen yolda görsem asla tanımam, ama deftere yazdığım ödevi kontrol ederken, önceden yazıp da beğenmediğimden ya da belki yanlış olduğunu fark ettiğimden dolayı sildiğim eski yazının kalıntıları için notumu kırdığını hiç unutmuyorum. Ne oldu peki, bilgisayar çağına geçtik, defteri kalemi komple bıraktık, değdi mi bari o kalemin ucu her kırıldığında aklıma gelmene?

O kalem de nasıl bir şeymiş ki öyle, markette gördüm de özenerek aldım ama çatır çutur uç kırıyor be arkadaş. Hayır yani şurada yaptığımız alt tarafı iş yaparken hızlıca birkaç not almak ama bu kadar da israf, insaf be kardeşim. Ha tabii, memleketin kronik liberallerine soracak olsanız buradan çıkartacak olumlu bir sonuç illa ki bulunur ama ben sana işin özetini söyleyeyim sevgili Safinaz: önemli olan tasarruftur. O kalem de fabrikasına girsin.




Fakat hep diyorum, ben her ne kadar çok da verimli bir sonuç üreteceğini düşünmesem de, internet üzerinden krav maga öğrenmek isteyen varsa, buraya tıklayabilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...