Ana içeriğe atla

tıkınmadım ki, sadece peynirin tadına baktım

Kağıt üstünde birbirlerine tamamen denk statüdeki bireylerden meydana gelmiş bir toplulukta, o toplululuğun diğer üyelerinden daha baskın bir karaktere sahip olduğu için zaman içinde herkesi kendi etrafında toplayan ve kendi dediklerini yaptırtan bir lider illa ki çıkacaktır. Hatta tecrübelerim ve gözlemlerime bakarak söyleyecek olursam, bazen bir topluluk içinde, normalde kendisini hiçbir şekilde baskın karakter olarak görmeyen, hatta söylediklerinin takip edilip edilmediğini umursamayan biri bile, diğer üyelerin liderlik rolünü üstlenmekteki aşırı isteksizliği yüzünden kendisini liderlik ederken bulabilir.

İnsan doğasının kaçınılmaz bir parçasıdır bu; ve ana sebebi de hareketlerimize yön veren temel rehberin sandığımız gibi aklımız değil, duygularımız olmasıdır.

Amma velakin olayların kaderin cilvesi kıvamına büründüğü nokta, bir topluluk içinde liderlik rolünü kapan baskın bireyin, o topluluğun bir araya gelmesine sebep olan konudaki en yetkin kişi olmasının gerekmediği noktadır. Yeterince baskınsa, bir şirkette işlerin nasıl yürüdüğü o şirketin kantincisinden de sorulabilir, sekreteryadaki hoş görünümlü ama sert bakışlı hatundan da. Halbuki herkes, bir şirketteki işlerin o şirketin ceyosundan sorulması gerektiğini bilir.



İşte o yüzden, bir kere daha tekrar etmekte fayda görüyorum, çorap teklerinin birbirinin aynısı olması gerektiği ilkesi bir aldatmacadır. Amaç, çorap teklerinden birinin başına bir şey geldiğinde diğerinin de kullanılmaz olduğu algısını kanıksatmak, böylece elimizde sapasağlam bir çorap teki olsa bile gidip yenisini almaya mecbur hissetmemizi sağlamaktır. Lütfen bu oyuna gelmeyelim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...