Ana içeriğe atla

sistemin sıkıştırdığı orta direk

Bak şimdi Kabasakal, Temel Reis yokken Safinaz'ın sıkıntısını aktarmak görevini neden sen üstlenmek zorunda hissettin bilmiyorum ama bir de şöyle bir şey var, eğer sistemin seni sıkıştırdığını hissediyorsan bundan kurtulmanın tek yolu disiplinli tasarruftur. O balık yağını ben dökmedim, o ayrı tabii de, eğer çoraplarının teki kaybolduysa ya da tamirle iflah olmayacak şekilde hasarlıysa diğer tekini de çöpe atmak yerine birbirinin eşi olmayan çorapları giymemen için hiçbir sebep olmadığını bilmelisin. Çünkü sevgili dostum, bu aralar ekseriyetle kapitalizm adı verilen ama işin özüne bakacak olursak tarihin en eski zamanlarından beri değişmeyen bir olgu varsa, o da "ne kadar gelire sahip olabileceğinin bir sınırı olduğu" gerçeğidir. Ve her ne kadar bugünlerde kapitalizm adı verilen ama işin özüne bakacak olursak tarihin en eski zamanlarından beri değişmeyen bu sistem sana arada sırada o sınırı zorlayan ve gerçekten de başarılı olan insanları örnek gösterip dursa da, sen sen ol, yine de her söylenene çok inanma Sabattin.

Eğer o sınırı gerçekten aşmak istiyorsan bunun tek yolu disiplinli tasarruftur sevgili dostum, çünkü bankaları gerçekten yenebilmenin tek yolu sana vereceği bileşik faizin dibine vurdurmaktır. Ne kadar erken başlarsan o kadar iyi. Ama şunu da söyleyeyim, o sürahi masanın kenarında durduğu için yere düşebileceğini söylemişsem eğer, o sürahinin düşmesini istediğim için ya da o sürahi düşerse sevineceğim için değil; tam aksine o sürahi düşmesin istediğim içindir. Sürahi yere düşüp de yerdeki balık yağı lekesi çıksın diye umduğumu düşünmen -ki bunu senin düşündüğünü sanmam, biri akıl vermiş sana- hem hayatın gerçeklerine uymayan bir saçmalıktır, hem de kalbimi kıran bir komplo teorisidir. Ayrıca o balık yağını ben dökmedim.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...