Ana içeriğe atla

7 Samuray Nehre Düşer ve Onları Oradan Pamuk Prenses Kurtarır

Sevgili Pazartesi,

Aslında bize her hafta yeni bir başlangıç vaat ettiğin için insanların seni sevmesi gerekir diye düşünüyorum. Aldığımız çok mühim kararları uygulamaya sokmak için bir sonraki yılbaşına kadar bekleme zahmetinden kurtarıyorsun bizi. Ama nedense işte, kimse kıymetini bilmiyor.

Üzülme. Aslında senden ne kadar nefret ediyorlarsa haftanın diğer iş günlerinden de o kadar nefret ediyorlar, hiç şüphen olmasın. Hatta sana bir sır vereyim, tatil günlerinden daha bile fazla nefret ediyorlar; çünkü işe gitmek zorunda oldukları için yapamadıkları her şeyi yapacakları ümidiyle girdikleri tatil gününden yine hiçbir haltım yapamadan çıkacaklarını gayet iyi biliyorlar. Senin talihsizliğin, onlara içlerinde boğuldukları sıradanlığı ilk hatırlatan gün olman. Yoksa merak etme, Salı'dan da en az senden nefret ettiği kadar nefret ediyor insanlar.



Çarşamba'yı benim için öp. Haftaya görüşürüz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...