Ana içeriğe atla

7 samuray Pamuk Prenses'in elma kurdunu ısırmasını engelledikten sonra ormanda ilerlerken bir zeytin ağacının arkasına saklanmış birtakım adamlar görür

Bizim oğlan geceleri yatarken gözünü dolabın tepesine dikip "orada adam var" diye tutturuyor. Gözü var mı? Var. Burnu var mı? Var. Ağzı var mı? Var. Ne yapıyor adam? Orada. Hayır o değil de, iki buçuk yıllık aklıyla evi Paranormal Activity filmine çevirdi, sonra bizi uyku tutmuyor.

Hazır uyku tutmuyorken ben de en iyi yaptığım şeyi yapayım bari dedim. Kimsenin okumadığı blog yazıları yazmak mı? Değil. Bütün gece bana en iyi kârı getirecek hisse senedi analizi yapıp borsa açılır açılmaz iki saatte paramı ikiye katlayacak kağıdı seçmek mi? Değil. Yalnız kağıt demişken aklıma geldi, soğuk algınlığından korunmak için yaptığınız limon-zencefil-kestane balı karışımında limonu az zencefili çok koyarsanız midenizi yakıyor. Bir denge var bende benden içeri, o dengeyi tutturamayınca suya abanıyorsun işte böyle. Çeviri yapmak mı? Evet.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...