Ana içeriğe atla

dünyanın sonunu bilen adam

Güne, tatlı sevmeyen oğlan belki bir umut yer de azıcık kilo alır diye yapılan ama o pek oralı olmadığı için diğer aile fertleri tarafından tüketilen un helvalarının sonuncusuyla başlamak gibisi yok. Nicole Kidman var mesela, aslında iyi oyuncudur ama nedense hep kötü filmlerde oynar. The Others'dan sonra "Oha lan, nasıl bir filmmiş bu?" dediğimi hatırlamıyorum. Onu da yeni nesle söylesem Lost dizisi zanneder.

un helvalarının sonuncusu
Matt Damon var bir de. Hem iyi oyuncudur hem de genelde iyi filmlerde oynar. Bazen kötü filmleri de olur. Dünyayı saran ölümcül bir virüsü konu alan bir filmi vardı. Soderbergh'i eleştirmek yasak mıdır nedir, herkes pek bir methetmişti ama bildiğin kötü filmdi işte o.

Ama peyniri tek geçerim. Önüme bir kalıp beyaz peynir verseler, biraz da ekmek, "Al bugünkü yemeğin bu." deseler, "Daha var mı?" derim. Rakı bile aramam. Halbuki onu da severim. Promised Land diye bir filmi var bu Damon'ın. Ders kitabı gibi olmuş. Ders kitabı kadar sıkıcı değil ama içinde bugünkü ders kitaplarına pek koymak istemeyecekleri türden mühim mevzular var. O dev doğalgaz şirketini al, bizde toprağı zehirleyen madenleri koy, al sana değişmez kapitalist profil. Ama bak şimdi, adamların bizden öğreneceği çok şey var; o kadar ince hesaplar yapıp işi şansa bırakmıyorlar ama seçim sisteminin kendisini manüpüle etmek akıllarına gelmiyor.





Bugünkü yazımı, ilk çıktığı zaman IE'yle dalga geçip duran ama şu an itibariyle resmen sıçan Chrome'a adamak istiyorum. Alsın da bir yerine yama yapsın.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...