Ana içeriğe atla

standart prosedür

Şu yaşıma geldim, hâlâ öğrenemediysem eğer, standart prosedür, bir işin olacağını ön gördüğünden daha uzun sürmesidir. Çünkü sorun çıkar illa ki. Ve o sorun sadece o işle sınırlı kalmaz, herkes sıraya dizilir "nerede kaldın?" diye sormak için. Sanki ben internette geyik yapıyorum burada. Uğraşıyorum işte. Habit RPG diye bir şey var. Oyun oynar gibi işlerini tamamlıyorsun. Mesela şu iş bitecek diyorsun. Biterse puan kazanıp level atlıyorsun. Bitmezse, darbe almış oluyorsun. Yapılacak işleri oyunlaştırınca biraz daha çekilir oluyor. Çünkü bir insanın hayatta gerçek anlamda mutlu olduğu tek dönem, o da yeterince şanslıysa eğer,  çocukluk dönemidir. Büyüdükçe dünyanın ne bok olduğunu görür ve kirlenir dünya. Sonra ömür boyu o mutluluğu yakalamaya çalışır ama mükemmel mutluluğu elde etmesine mani olan bir şeyler hep vardır. Sonra bir gün kendi çocuğu olur, ve o eski tadı almasının tek yolunun çocuğuna mutlu bir dünya yaratmak olduğunu görür. Tabii, şanslıysa.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...