Ana içeriğe atla

fare tasarım ustaları


Tıpkı burnunun akması hiç durmayan adamın her nefes alışında  "fırk fırk" burnunu çekmesi ve bunu en az 20 yıldır yaptığı halde "Ne yapayım, burnum akıyor?" demesi kadar uyuz olduğum bir şey varsa o da saçma sapan tasarlanmış farelerdir şu hayatta. Yapılması gereken şeyleri yapması gerektiğini bilir ama neden yapmadığına dair on bin tane mazeret üretir de "İyi de, neden üstesinden gelmek için kıçını kaldırmadın?" sorusuna cevap veremez ya hani, işte o misal ben de soruyorum: "Ya arkadaşım, tam sağ baş parmağın altına denk gelen yere 'geri al' düğümesi koymak  hanginizin süper aklından çıktı?"  İstemez, ben geri alırım ne alınacaksa, sen geri çek o düğmeyi. Bir keresinde, ilk fareyi yapan adamla ilgili bir röportaj seyretmiştim televizyonda, yanılmıyorsam yıllar sonra da o adamın öldüğünü okumuştum gazetede. Gazete dediysem internet gazetesi tabi. Adam, fareyi ilk başta daha farklı ve daha işlevsel tasarladığını ama o tasarım herkese zor geldiği için sonradan şimdiki haline getirildiğini söylemişti. Nasıl bir tasarımdı hatırlamıyorum. "Öğrenme süresi daha uzun, öğrendikten sonra kullanım kolaylığı daha fazla." demişti. Artık ben onun yalancısıyım. Doğru mudur bilemem. Bir de bizim evde 10 yıldır falan televizyon  yok. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...