Ana içeriğe atla

kendisini en iyi olmaya adamış davulcunun hikayesi

"Yetersiz yetenek, doğanın zalim bir hediyesidir." demişti Kosinksi, en azından başlığı çok aptalca çevrilmiş olan Kör Randevu kitabında ya, bir de oradan bakmak lazım meseleye. Çünkü yeteneğin tek başına hiçbir şey olmadığı ve üzerine kocaman kocaman emekler akıtmak gerektiği üzerine kurulu koskoca bir medeniyete "Bir dur be hacı." demiştir. Bak mesela, Whiplash diye bir film var ya hani, kendisini en iyi olmaya adamış davulcunun hikayesini anlatan; eminim çok takdir eden olmuştur bizim genç davulcuyu ama benim aklımda film boyunca hep bir tek soru vardı:  "İyi de neden?" 

Bende mi azim eksikliği var yoksa? Belki de, ama o kadar hırs seni nereye götürecek, bir de onu düşün istiyorum. Gerçekten dünyanın en birinci davulcusu olunca ne oluyor yani, diye sormak lazım bir noktada. Ünlü olmaksa maksadın, adını nesiller boyunca unutturmamaksa derdin, kötü haberlerim var: sen ölünce bitiyor her şey. Adın ölümsüz olabilir en fazla, sen değil.

Ben demiyorum ki yan gel yat. Çalış elbet, hobi olarak gene çalış, ama herkeslerden daha iyi olacağım diye kasarken hayatı ıskalıyorsan eğer, belki de en iyisi olmak için gereken o ilk şart yoktur sende: yetenek. Yani özetlemek gerekirse, sahip olduğunu zannettiğin ama aslında sende var olmayan o yeteneğin açığını hayvan evladı gibi çalışarak kapatmak zorunda hissediyorsan kendini, doğa sana zalim bir şaka yapmış olabilir, onu diyorum sadece.



Ciguli ve Kibariye Konseri from Kocaeli Büyükşehir Belediyesi on Vimeo.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...