Ana içeriğe atla

bağımsız filmler yasaklansın madem

Sevgili Bağımsız Filmlerin Unutulmaz Yönetmeni,

Sen de fark etmişsindir diye tahmin ediyorum, film çekmenin maliyeti eskisi gibi inanılmaz külfetli değil artık. Ucuzladı bu işler. Ve ucuzlamaya da devam ediyor. Amma velakin biraderim, hep daha büyüğünü yaparak büyüme modelindeki Hollywood'un abardıkça tıkanan filmlerinden bıkan seyirciler için bağımsız sinema demek iyi haber demektir, değil mi? Değildir ve de alakası yoktur. Adamlar kısa hikaye yazar gibi film çekmeye başlamış. Arka arkaya sıralanmış motorize geyiği mizah zannediyorlar. Bana da yazık ama üç gündür aynı filmle uğraşıyorum. Ama tabii bugün bir saatten fazlası noterde olmak suretiyle üç saate yakın zamanım dışarıda geçti. Ben de alayım kamerayı elime noteri çekeyim o zaman. Kadro sağlam. Sıra bana gelir mi? Gerilim de sağlam. Sonra işler neden yetişmiyor? Yetişmez tabii. Sen, atıyorum mesela, bir Adam Sandler'dan daha mı komik sanıyorsun kendini? Bak o adamın filmleri de hiç az konuşmalı değildir, sen kalkmışsın ortalama bir Adam Sandler filminin neredeyse 2 katı fazla konuşma koymuşsun filmine. Ben gülüyor muyum peki?



Tarkan Trailer from Ulvi Yelen on Vimeo.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...