Ana içeriğe atla

çorap modası üzerine kendi halinde bir deneme

Bir sürü saçmalığı bize moda olarak dayatan üstatların hiçbirinin bile aklına çorapları illa ki birbirinin eşi olarak giymek zorunda olmamız gerekmediği nasıl gelmez hiç anlamıyorum sevgili eski dostum Ahmet. Mesela ne bileyim, paçaların bilekten bir karış yukarıda olduğu pantolonlar moda olabiliyor, babet çorabı denen o şey moda olabiliyor da, neden çorapları farklı farklı giymek moda olamıyor?

İşin aslı, burada, bizi daha da çok tüketmeye yönelten bir üst akıl olduğunu görmemek için kör olmak lazım. Düşünsene eski dostum Ahmet, çorapların tekleri sık sık kaybolur. Kaybolduğu zaman da diğer teki işlevsiz kalır. Giyemeyiz. Mecburen yeni bir çift alırız. Gerçi ben, o çorapları kimsenin göremeyeceği şekilde kalın giyindiğim soğuk kış günlerinde yine de farklı farklı giyinerek bizi tüketim çılgınlığı üzerinden esir etmeye çalışan üst akıla direniyorum; ama benim bireysel isyanım hiçbir işe yaramaz. Bu konuda organize olmuş bilinçli bir toplum yaratmalıyız. Üzerimizdeki çorap hegemonyasına bir son vermeliyiz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...