Ana içeriğe atla

hani faşist bizdik

Sevgili dostum Drenaj Ali, 


Ben de aslında günümü normal bir insan evladı gibi, sırf buzdolabımın artık yedek parçası üretilmediğinden dolayı tamir edilemeyeceğini söylemesi için 40 tl alan servisçiye canımın sıkılması gibi gayet sıradan günlük hayat meşgaleleriyle geçmesini isterdim, ama aklıma birden bundan 10 yıl öncesi geldi. İsim vereyim de laf havada kalmasın, mesela Mehmet Barlas, ROK ve artık farklı kulvarda olduğu için bu aralar yıldızı eskisi gibi parlamayan Mustafa Akyol gibi güya liberal fikirlerin sabah akşam empoze etmeye çalıştığı bir algı vardı: TC faşistti, TC'yi savunanlar ultra milliyetçi kemalist faşistlerdi, ve AKP bu ülkeye demokrasi getirecek büyük kurtarıcıydı.

Ve işte bakıyoruz o büyük kurtarıcının arkasındaki kalabalığa, Fransa'daki terör katliamının ardından bir sevinç çığlıkları, bir kelle saymalar, saydıkları kelleleri az bulmalar...  İnsan tabii sormadan edemiyor: Hani faşist bizdik?

Yok, hayır sevgili dostum Drenaj Ali, bu konuda söyleyebileceğim yeni bir şey yok. Kendi ülkesindeki çok ciddi bir terör saldırısından iki gün sonra köprüye çıkıp göbek atan adamların, yarın öbür gün benzer bir şekilde ölsem benim ölüme de saygı duymayacağı belliyken, kendi dinlerinden olmayan Fransızlara üzülmelerini beklemenin abes olduğunu zaten herkes yazdı. Bunun üzerine ekleyecek fazladan bir cümlem yok. 

O yüzden, ben bari yeni buzdolabı bakayım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...