Ana içeriğe atla

dar tişört giyen adam iticiliği

Beni en çok rahatsız eden şeylerden biri de, bir şeyi yapıp yapıp da aynı şeyi başkası yapınca eleştiren insandır. Ve işte o yüzden giyince vücuda yapışan, hatları belli eden tişörleri giymiyorum ben. Göbeğim zaten yeterince büyükken bir de onu hediye paketine sarmış gibi sergilemek pek bana göre bir davranış biçimi değil. Hayır bir de otobüslerde falan görüyorum. güya kolunu askıya kaldırmış tutunmaya çalışıyor ama o nasıl kendini kasmaktır öyle, iki tane kol kası göstereceğim diye. Bir de mesela aksilik diye bir şey var. Sadece 1,5 saatlik uykuyla durmak buna örnek verilebilir. Ama bana kalırsa en sinir bozucu olanı, bir şeyi ancak kendi kazanırken yapan ve sonuçlar bir şekilde aleyhine işlemeye başladığı anda etik değerlerden bahsetmeye kalkanlardır. Batının ikiyüzlülüğü buna güzel örnektir mesela. Başkaları da ikiyüzlüdür elbette, sadece Batı alemiyle sınırlamak yanlış olur ama her şeyin de bir şeyi vardır sonuçta.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...