Ana içeriğe atla

yedi liralık saç tıraşı

Sırf berbere inat, geçen gün markette Geleneksel Babalar Günü kutlamaları kapsamında 60 liralık alışveriş yapana 7 liraya verdikleri saç kesme makinesiyle kesmeye kalktım saçımı. Tabii baktım o iş filmlerde olduğu gibi öyle ayna karşısına geçip artist artist makineyi kafaya değdirmekle olacak bir şey değil, hanımın da yardımını istedim. Aslında bu kafayı sıfıra vurdurma mevzusuna yabancı değilim, eskiden de bir arkadaşla, onun evindeki makineyle birbirimizin kafasını sıfırlardık, sene 94 - 95 falan olsa gerek ama hafızam beni yanıltmıyorsa o makine daha iyi kesiyor gibiydi sanki. Velhasıl kelam, sonuçtan memnun kaldım ama bir türlü geçmeyen bir kaşıntı var ensemde. Ayağında aylardır geçmeyen örümcek ısırığı olan adamım ben, onu dert etmeyeceğim tabii; ve hayır, Örümcek Adam ben değilim. Bu göbekle beni zaten yapsalar yapsalar Noel Baba yaparlar, o da gerçek değil.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...