Oğlum bir aydır soruyordu, "Yaza ne zaman gireceğiz?" diye. Takvimlerin yaz mevsimini gösterdiği Haziran ayının ilk gününü baz alarak, her gün geri sayım yapıyorduk. "On gün kaldı. Beş gün kaldı. İki gün kaldı." diye.
Bir yandan da soğuk geçen günlere bakıp bakıp bu sene gelmeyecekmiş gibi görünen yaz mevsiminin takvimdeki ilk gününe girip de havaların hâlâ serin olmasını nasıl açıklayabileceğimi düşünüyordum, sanki bir açıklaması varsa bile ben biliyormuşum gibi. Mevsimler arada sırada kayar, bunlara güvenmeyeceksin.
Ancak ilk defa bu sabah rüyamda resmen su içtiğimi görerek uyanmam bir işaretmiş demek. Takvimlerin yazı gösterdiği ilk gün havalar gerçekten de yazın olması gerektiği gibiydi. Neyse bu sene yırttık. Önümüzdeki senelerde de, küresel ısınmaya inanmayan Trump Reyiz yardımımıza koşacak gibi. "Ben Paris Anlaşmasını tanımıyorum." diyerek petrol türevi yakıt tüketimini teşvik etmesiyle birlikte, benim "Ya ilerideki Haziranlarda da havalar soğuk olursa ben oğluma ne derim?" endişemi tamamen gidermiş oldu.
Ha bir de, bizde de zeytin ağaçlarını söküp söküp yerine tesis yapacaklarmış. Benim şarkıcı Tarkan gibi zeytinliklerim olmadığından beni pek ilgilendirmeyen bir gelişme.
Ve de tabii eklemek lazım, kürsel ısınmanın illa ki havaların sürekli ısınması demek olmadığını, değişen iklim dengesi yüzünden kışların da daha sert geçeceğini bilmek lazım. Zira, burası mühim, gün içinde içemiyorum diye iftardan sonra kahveye abanırsan ertesi gün tabii susuzluk çekersin.
Bir yandan da soğuk geçen günlere bakıp bakıp bu sene gelmeyecekmiş gibi görünen yaz mevsiminin takvimdeki ilk gününe girip de havaların hâlâ serin olmasını nasıl açıklayabileceğimi düşünüyordum, sanki bir açıklaması varsa bile ben biliyormuşum gibi. Mevsimler arada sırada kayar, bunlara güvenmeyeceksin.
Ancak ilk defa bu sabah rüyamda resmen su içtiğimi görerek uyanmam bir işaretmiş demek. Takvimlerin yazı gösterdiği ilk gün havalar gerçekten de yazın olması gerektiği gibiydi. Neyse bu sene yırttık. Önümüzdeki senelerde de, küresel ısınmaya inanmayan Trump Reyiz yardımımıza koşacak gibi. "Ben Paris Anlaşmasını tanımıyorum." diyerek petrol türevi yakıt tüketimini teşvik etmesiyle birlikte, benim "Ya ilerideki Haziranlarda da havalar soğuk olursa ben oğluma ne derim?" endişemi tamamen gidermiş oldu.
Ha bir de, bizde de zeytin ağaçlarını söküp söküp yerine tesis yapacaklarmış. Benim şarkıcı Tarkan gibi zeytinliklerim olmadığından beni pek ilgilendirmeyen bir gelişme.
Ve de tabii eklemek lazım, kürsel ısınmanın illa ki havaların sürekli ısınması demek olmadığını, değişen iklim dengesi yüzünden kışların da daha sert geçeceğini bilmek lazım. Zira, burası mühim, gün içinde içemiyorum diye iftardan sonra kahveye abanırsan ertesi gün tabii susuzluk çekersin.

Yorumlar
Yorum Gönder