Ana içeriğe atla

fakir ama gururlu gençler için son şans olabilir

Bir yanda, hayatımızı tarihin daha önceki dönemlerine hiç benzemeyen bir şekilde değiştireceği kesin olan yapay zeka, ve bu yapay zekanın büyük ihtimalle içine yerleşeceği metalik ama esnek hareket kabiliyetine sahip bedenler; diğer yanda henüz etik olup olmadığı tartışılsa da gelecekte çok büyük ihtimalle bu tartışmaları bir kenara bırakıp seri üretime geçecek olan DNA'syla oynanmış üstün insan derken, evet, gelecek büyük ihtimalle çok heyecanlı bir yer olacak ama maalesef bizim geleneksel fakir ama gururlu gençlerimiz için değil.


Bu yağmurlu Aralık gününde tam karşımızdaki araziye dikilen apartmandaki inşaatta çalışan işçiler, ya da kendi arazisine kendi binasını diken ve ne olursa olsun bu dirayetiyle takdirimi kazanan mal sahibi farkında olmasa da, orta direğin, ya da günümüzdeki daha yaygın adıyla orta sınıfın giderek erimesi, aradaki bu direnç noktasının gücünü hızla kaybetmesi bizi belli ki iki sınıflı bir topluma götürecek: zenginler ve fakirler. Ya da nam-ı diğer, sahipler ve köleler.

Şaka değil, fakir ama gururlu gencin atağa geçip kendine zenginler sofrasında bir sandalye kapması için gerçekten de son fırsatların yaşandığı dönemde olabiliriz. Daha sonra, hani bizden zaten kebapçıyla dönerci dışında pek bir başarı hikayesi duyulmaz da,  girişimcilik ruhu olsun, nüfuzlu yerlerdeki tanıdıkların sağladığı ihaleler olsun, bir daha hiçbir şey o kapıların açılmasını sağlayamayabilir. 

Çünkü, gelecekte bir gün, tıpkı filmlerde gördüğümüz gibi sağlam materyalden yapılmış ama hareket kabiliyeti yüksek vücutların içindeki yapay zekalarla insanlar arasında bir savaş çıkacak olursa, sebebi büyük ihtimalle yapay zekanın dünyanın asıl hakimi olması gerektiğine karar vermesi değil, o kararı o yapay zekanın sahiplerinin verecek olmasıdır.

Ve son olarak, geçen gün dişçimle konuşurken bana verdiği şu önemli tavsiyeyi mutlaka paylaşmam gerekir: marketlerden ya da eczanelerden aldığınız ağız sularının hepsi aşağı yukarı aynıdır; ve sirke, limon, tuzu karıştırarak evde kendinizin yapacağı solüsyon da aynı işi başarıyla yapacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...