Ana içeriğe atla

GECE İKİDE KAHVE İÇMEMEK İÇİN BİR SEBEP DAHA

Yeni nesil finans tavsiyecilerinden sıklıkla duyabileceğiniz "İnsan belli bir yere kadar tasarruf edebilir; ama kazanabileceğiniz paranın sınırı yoktur." minvalindeki sözlerin  kulakta bıraktığı tını her ne kadar cezbedici olsa da, sonu karpal tünel sendromuna çıkan işinizi bırakıp ışığa atlayan sinekler gibi girişimcilik trenine binmeden önce, bulunduğumuz topraklardaki en sık karşılaşılan başarı hikayelerinin dönerci, kebapçı, kokoreççi, midyeci, hadi hiçbiri olmadı, tostçu ekseninde dolandığına dikkat ederseniz, evdeki bulgurdan da olma ihtimaliniz azalacaktır. Ve de girişimcilik treninin hiç de öyle allanıp pullandığı gibi bir şey olmadığını fark edip de tasarrufçuluk treninde kalmaya devam etmek gibi isabetli bir karar verecek olursanız, filtre kahvenin 1 kilosunun 100 TL'yle yaptığı yarışı yarım baş farkla kazandığını gördüğümüz şu günlerde kahveden uzak durmak akla daha da yatkın bir tercih olacaktır.

Hazır kahvelerin sağlık sebeplerinden dolayı uzak durulası bir şey olduğunu ben değil, uzmanlar dile getiriyor zaten.

Ve ayrıca, Aralık ayının ortasını dahi geçmiş olmamıza rağmen gösterdiği hayatta kalma direnciyle saygınızı kazansa da, gecenin ikisinde başka ışık kaynağı olmadığı için bilgisayar ekranınızın önünden gitmek istemeyen o küçük sineği kovayım derken eliniz kahve fincanına takılabilir, kahve fincanı devrilebilir ve içindeki kahve bilgisayarınızın üzerine dökülebilir.

Ama neyse ki ben su içiyordum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için keşfettiğim kesin çözüm

Bilgisayarda iş yaparken tıkınmaya engel olmak için çok etkili bir yöntem keşfettim. Aslında herkes aşağı yuları neden tıkınma ihtiyacı olduğunu biliyordur. Kimileri bunu bilir de karşı koymaz, kimileri hem bilir hem karşı koymak ister ama beceremez, kimileri de bunlara pek aldırmadan tıkınır ama sonra "Göbeğim de göbeğim." diye hayıflanır. Aslında her şey aynı geciktirici kafanın bir sonucu. Bizler, farkında olsak da olmasak da yaşadığımız andan  haz almaya programlanmış varlıklarız. Haz almak burada, çok geniş kapsamlı ve kişiden kişiye değişen bir kavram tabii. Kimisi çocuğuyla oynamaktan haz alır, kimisi televizyon karşısında pineklemekten haz alır, kimisi sabahtan akşama kazar siyasi blogları gezmekten haz alır, vs. Ama hayat denen gaile karşımıza sürekli olarak pek de haz almadığımız işler çıkartır. Kiminin ödevi, kiminin yarına yetiştirmesi gereken işleri, kiminin ödeyemediği kirası, kiminin de hepsi birden... Peki o zaman ne olur? Beynimiz o zaman geciktirici kafa...