Artık algıda seçicilik mi desem, algoritmada seçicilik mi desem bilmiyorum ama son zamanlarda sıklıkla dikkatimi çeken bir başka sosyal medya trendi de, paylaşımlardaki "Siz de yapabilirsiniz." çağrısının artmış olması.
Sadece seyahat konspetli paylaşımlarla sınırlı değil tabii ama en çok bu arkadaşların çağrısı dikkatimi çekiyor bu aralar. Bu fikri içtenlikle savunuyor olabilirler, kimsenin samimiyetini yargılayacak cüreti gösterecek değilim; ama bu kadar fütursuzca "Ya aslında o kadar zor değil. Bakın siz de yapabilirsiniz." laflarını ederlerken fena halde yanıldıklarını söyleyebilirim.
İnsanları gerçekten yapıp yapamayacakları şüpheli şeylereözendirirken yönlendirirken dikkatli olmak gerekir.
Seyahat etmek para gerektiren bir iştir. Konfornuzdan ne kadar feragat etmeye hazırlıklı olursanız olsun, illa ki para gerekir. Cebinizde paranız, ya da sıkıştığınızda size o parayı gönderecek bir babanız yoksa gittiğiniz yerde sefil olursunuz.
Ama bundan daha önemlisi, döndüğünüzde ne yapacağınızı planlayıp planlamadığınızdır. Aslında o kadar da zor değilmiş diye kanıp da macera vaat eden uzun bir seyahate çıktığınızda, dönüşle ilgili tek planınız yine babanızın evinde kalmak olacaksa, önce bir olduğunuz yerde kalıp ayaklarınızı sağlam basmayı öğrenmeniz kendi hayrınıza olacaktır.
Şunu da peşin peşin söyleyeyim, bu blogda genellikle kafama göre takıldığım, çoğu kez başta kendim olmak üzere çevremde gördüğüm şeylerle dalga geçen bir üslubu tercih ettiğim için yine latife peşinde olduğumu sananlar olabilir; değilim. Gayet ciddiyim.
İşin en uç örneklerinde nereye varılabileceğinden dünkü yazımda bahsettim. İnsanlar damdan dama atlamanın çok havalı bir şey olduğunu sanıp kendi kendilerine aynı şeyi denerlerken düşüp ölebilirler. Bu gerçekten de uç örnek sayılabilir. Atlamalı zıplamaı videolar ne kadar cezbedici olsa da, çok az kişinin benzer şeyleri denemek için bunlardan ilham alacağınıümit tahmin ediyorum.
Ama öte yandan, olumsuz sonuçlarıyla direkt karşılaşılmadığı için böyle bir sonuç hiç yokmuş farz ederek hareket etmek de uzun vadede eşit derecede yıkıma sebep olur.
Sadece seyahat konspetli paylaşımlarla sınırlı değil tabii ama en çok bu arkadaşların çağrısı dikkatimi çekiyor bu aralar. Bu fikri içtenlikle savunuyor olabilirler, kimsenin samimiyetini yargılayacak cüreti gösterecek değilim; ama bu kadar fütursuzca "Ya aslında o kadar zor değil. Bakın siz de yapabilirsiniz." laflarını ederlerken fena halde yanıldıklarını söyleyebilirim.
İnsanları gerçekten yapıp yapamayacakları şüpheli şeylere
Seyahat etmek para gerektiren bir iştir. Konfornuzdan ne kadar feragat etmeye hazırlıklı olursanız olsun, illa ki para gerekir. Cebinizde paranız, ya da sıkıştığınızda size o parayı gönderecek bir babanız yoksa gittiğiniz yerde sefil olursunuz.
Ama bundan daha önemlisi, döndüğünüzde ne yapacağınızı planlayıp planlamadığınızdır. Aslında o kadar da zor değilmiş diye kanıp da macera vaat eden uzun bir seyahate çıktığınızda, dönüşle ilgili tek planınız yine babanızın evinde kalmak olacaksa, önce bir olduğunuz yerde kalıp ayaklarınızı sağlam basmayı öğrenmeniz kendi hayrınıza olacaktır.
Şunu da peşin peşin söyleyeyim, bu blogda genellikle kafama göre takıldığım, çoğu kez başta kendim olmak üzere çevremde gördüğüm şeylerle dalga geçen bir üslubu tercih ettiğim için yine latife peşinde olduğumu sananlar olabilir; değilim. Gayet ciddiyim.
İşin en uç örneklerinde nereye varılabileceğinden dünkü yazımda bahsettim. İnsanlar damdan dama atlamanın çok havalı bir şey olduğunu sanıp kendi kendilerine aynı şeyi denerlerken düşüp ölebilirler. Bu gerçekten de uç örnek sayılabilir. Atlamalı zıplamaı videolar ne kadar cezbedici olsa da, çok az kişinin benzer şeyleri denemek için bunlardan ilham alacağını
Ama öte yandan, olumsuz sonuçlarıyla direkt karşılaşılmadığı için böyle bir sonuç hiç yokmuş farz ederek hareket etmek de uzun vadede eşit derecede yıkıma sebep olur.

Yorumlar
Yorum Gönder