Sevgili Blog,
Doktorum aynı gün birden fazla blog yazısı yazmamın ve göndermemin bir sakıncası olmadığını söyledi. Hatta çok istiyorsam üç tane, dört tane, beş tane, tane tane bile gönderebilirmişim. Ucu açık. Sağlığıma asıl zararlı olan uyumam gereken saatlerde ayakta olmam, yetiştirmiş olmam gereken işleri yetiştirememiş olmammış. Ve bir de, en çok domates suyu sevdiğime dair söylentileri kim çıkardı bilmiyorum ama bu doğru değil. Domates suyunu severim ama kahveye duyduğum sevginin yanında lafı bile edilemez - ve hah işte, o çok sevdiğim kahvenin fazlası da zarar. O yüzden limonlu su içiyorum ya; daha fazla uykum kaçmasın diye. İşler de bitmedi tabii.
Sevgili blog, blog kelimesinin İngilizce "web-log"dan geldiğini biliyor muydun? Eskiden, şöyle bir 10 sene önce falan, blog lafını nasıl çevireceğimi bilemezdim. Çok yaygın değildi çünkü. Neyse ki, yabancı bir kelimeyi dilimize aktarma konusunda, katıksız yabancı hayranlığı dışında hiçbir ön şartı olmayan medya imdadıma yetişti de, blog lafımı hızlıca dolaşıma soktu.
Yine herhangi bir şeyin resmini çekip sonra bilgisayara aktarıp sonra bloga yüklemeye üşendiğim için, görsel eksikliğini Rome Must Die'dan ölümsüz bir sahneyle bitireyim:
Doktorum aynı gün birden fazla blog yazısı yazmamın ve göndermemin bir sakıncası olmadığını söyledi. Hatta çok istiyorsam üç tane, dört tane, beş tane, tane tane bile gönderebilirmişim. Ucu açık. Sağlığıma asıl zararlı olan uyumam gereken saatlerde ayakta olmam, yetiştirmiş olmam gereken işleri yetiştirememiş olmammış. Ve bir de, en çok domates suyu sevdiğime dair söylentileri kim çıkardı bilmiyorum ama bu doğru değil. Domates suyunu severim ama kahveye duyduğum sevginin yanında lafı bile edilemez - ve hah işte, o çok sevdiğim kahvenin fazlası da zarar. O yüzden limonlu su içiyorum ya; daha fazla uykum kaçmasın diye. İşler de bitmedi tabii.
Sevgili blog, blog kelimesinin İngilizce "web-log"dan geldiğini biliyor muydun? Eskiden, şöyle bir 10 sene önce falan, blog lafını nasıl çevireceğimi bilemezdim. Çok yaygın değildi çünkü. Neyse ki, yabancı bir kelimeyi dilimize aktarma konusunda, katıksız yabancı hayranlığı dışında hiçbir ön şartı olmayan medya imdadıma yetişti de, blog lafımı hızlıca dolaşıma soktu.
Yine herhangi bir şeyin resmini çekip sonra bilgisayara aktarıp sonra bloga yüklemeye üşendiğim için, görsel eksikliğini Rome Must Die'dan ölümsüz bir sahneyle bitireyim:
Yorumlar
Yorum Gönder