Ana içeriğe atla

laciVert

Günde üç kere duşa girmek mi daha pahalıya gelir, yoksa günde üç kere denize girmek mi? Sonuçta deniz bedava. İstediğin kadar girersin. Ama denize girmek için gitmen gereken yere gitmek pahalı. Sabahtan akşama kadar sudan çıkmazsan ancak kurtarır gibi geliyor bana. Ben ki denize girmeyi o kadar sevmem, bu sıcaklarda bana bile gayet hoş bir fikirmiş gibi geliyor denizden hiç çıkmamak. Oysa daha bu sabah, uyku sersemi odanın kapısını açarken ayağıma çok fena geçirdim. Parmaklarımdan birinin kırıldığını düşünüyorum ki ben tembel adamım, tatile giderken bavulları sığdırmak için pandizotu çıkardım; tatilden geleli kaç gün oldu hâlâ yerine konacak o pandizot.
Bizim oğlan onu kaykay zannediyor. Evin içinde binip binip kaymaya çalışıyor. Hayır, düşüp bir tarafını kıracak, ondan korkuyorum. Ahmet Bey'in sürekli bozulup duran arabasının hikayesi gibi her şey. Ahmet Bey arabasının sürekli bozulup durduğundan, artık eskisi gibi randımanlı çalışmadığından şikayetçiymiş. "Bu arabanın değişmesi lazım." dermiş her gün, hatta her saat. Herkes de Ahmet Bey'e çok hak verirmiş. Evet, evet, bu arabanın kesin değişmesi lazım. Ama bir Allah'ın kulu da çıkıp "Lan mal mısın, madem arabanın değişmesi lazım diyorsun, git değiştir. Her gün kırk kere söylüyorsun diye bu araba kendi kendine değişecek değil ya?" demiyormuş. Hayır yani, olabilir, belki gücün yetmiyordur, yenisini alamıyorsundur; bari bir tamirciye falan götür değil mi? Yok, ezberlemiş bir laf: "Bu arabanın dğeişmesi lazım da değişmesi lazım." Olur. Bekle, değişir kendi kendine. Otobüs olsa o farklı ama. İneceğin durağa geldiğinde zaten iniyorsun. Neyse, yarın doktora gideyim diyorum. Hazır gitmişken şu pandizotu da takarım artık. Kendi kendine gidip de takılacak hali yok meretin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ü Gördüm

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...