Ana içeriğe atla

pAndizot

Bizim oğlan "Anne ördiç gok. Anne ördiç gok." diyerek bir aşağı bir yukarı dolanırken, anne ördeğin bir yıl boyunca ve muhtemelen sonrasındaki doğadaki doğal ömrü 1000 yıl kadar falan boyunca yalnız kalırsa ne kadar çok üzüleceğini düşündüm. Tatil boyunca bir kaybedip bir bulduğumuz anne ördek bir kere daha bulunduğunda "Anne ördiç burdaaa" dedi oğlumuz. Ve ben sevindim. Plastik ördekler plastik rüyalar görür mü bilmem; ama benim o kadar yoldan gelir gelmez işe koyulduğuma dair rivayetler doğrudur. Oysa seyrettiğim bir programda kaliteli bir hayatın temelinde günde 7 saat uyku olduğunu söylerken o kadın pek bir doğru söylüyormuş gibi gelmişti.

Buraya anne ördeğin resmini koymak isterdim Sevgili Blog. Ama üşendim şimdi onu oyuncak çantasından çıkarmaya, resmini çekmeye, sonra o resmi bilgisayara aktarıp oradan da bu yazının bir yerlerine yapıştırmaya falan. Onun yerine banjo çalarak Slayer kavırı yapan bu gencin videosunu paylaşayım ben.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

pikniğe gidecek çevirmenler için 7 önemli tavsiye

Pikniğe gitmeye karar veren çevirmenlerin her şeyden önce, taş çatlasa 1,5 saatlik yol için sabahın altısında (eski dilde 06.00 AM) yola çıkmaya niyetlenen hısım akrabayı iki saatlik uykuyla yola çıkamayacağınıza ikna etmeniz gerekir.   Standart bir işmiş gibi görünen ama sizi bir hafta oyalayan o  kan kusturucu işi bitirdiğinizden ve işin sahibine eposta vasıtasıyla gönderdiğinizden emin olun. Piknik kelimesi çok geniş kapsamlı kullanılabildiğinden, yapılacak etkinlikle ilgili olarak herkesin kafasında aşağı yukarı aynı şey olduğundan emin olun. Misal, çayır çimene örtü serip oturmaya kalktığınızda oturma organlarınıza taş toprak batmasından rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz, piknikten kast edilenin açık havada bol oksijenli bir ortamda kurulmuş olan en az bir masa ve pikniğe katılan herkesi kapsayacak adette sandalye içeren bir yeme içme faaliyeti olduğundan emin olmanız çok önemlidir.  Herkesi saat altıda değil de saat sekizde yola çıkmaya ikna etseniz bile, en...

Atatürk'ü Gördüm

zencefilli çay acı olmuş

Tabii iyi zamanlama dediğimiz kavram, zamanlamaya konu olan olayın bizim kontrolümüzde olduğu ve sonucu zaten o şekilde denk getirme maksadını taşıdığımızı varsayar. Dolayısıyla, tam çöpü indirmek için daire kapısını açtığım anda elektriklerin gitmesi, o kapıyı beş saniye önce açmış olsam apratmanın orta yerinde ellerimde çöplerle kalakalacak olmaktan kurtulmamı iyi zamanlama yapmaz. Olsa olsa şanslı zamanlama yapar. Öte yandan, çöplerini aynı istikrarla çöp kamyonu gittikten beş dakika sonra aşağı indirmek de kötü zamanlama sayılmaz. Bu, sayılsa sayılsa öküzlük sayılır. Tam yoğun işleri bir yoluna sokup azıcık dinleneceğim sırada kırmak istemediğim bir arkadaşımın arayıp acil iş vermesi, bak işte bu kötü zamanlama sayılabilir belki ama tüm yorgunluğuma rağmen o işi kabul etmemi neyle açıklarız, onu bilemiyorum. Oğlanın her gece yatmadan önce illa ki oyalanması, ya aklına gelen bir şeyi çizmek istemesi, ya da inatla oyununu sürdürmesi falansa, onun açısından uyumak istememek, benim a...